Kuran ve Ehl-i Beyt araşt. Aşura Özel Makalesi.
Hz. Adem ( a.s. )'ın Varisi
İmam Hüseyin (a.s.):
BU OLAYIN SÜNNİ KAYNAKLARINCA
GERÇEKLİK AÇISINDAN İNCELENİŞİ:
‘’Kim benim yaşadığım gibi yaşamak, öldüğüm gibi ölmek ve (ağaçlarını) Rabbimin diktiği Adn cennetine girmek istiyorsa, benden sonra İmam Ali (a.s.)’i Veli edinsin; İmam Ali (a.s.)’in dostunu da dost edinsin.
Benden sonra benim Ehl-i Beyt’in, soyum olan, benim mayamdan yaratılmış ve kendilerine büyük bir anlayış ve ilim verilmiş olan, imamlara uysun, Ümmetimden onların faziletini yalanlayan, onlar hakkında benim kan bağımı gözardı edenlere yazıklar olsun; Allah onlara şefaatımı ulaştırmasın. (Hılyet’ül- Evliya, C. 1. sayfa. 84.9)
Ve yine İslam tarih kitaplarında ve hatta insanlık tarihinin en önemli savaşı sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in torunu Hz. İmam Hüseyin (a.s.) ile Muaviye oğlu Yezid arasında vuku bulmuştur.
Hak ile batıl olarak belirleyebileceğimiz bu iki kutupta günümüz insanlığının çıkaracağı bir çok ibret dehşette mevcuttur. Tarihin doğru olarak tetkik edilip anlaşılması ve bundan 1369 yıl önce yaşanan bu hadisenin günümüz insanlarına neler verebileceğini öğrenmek için önce bu savaşin iki kutubundaki insanların tanınması gerekir diye düşünüyorum?...
Kerbela’nın kızgın çölü üzerinde kadın ve çocukların da dahil, olmak şatıyla 72 kişiyle mücadele etmek zorunda kalan Hz. İmam Hüseyin (a.s.) kimdir diye düşünmeniz elbette sorunluluk unsurudur? İlk evel O’nun kişiliği hakında tanınması ve mücadelesinin nedenini sorulması gerekir?...
Bunun içinde okyanustan bir damla misali İmam Hüseyin (a.s.)’in fazilet okyanusundan, yalnızca bir damla zikretmeye değerli diye inanıyorum?
İmam Hüseyin (a.s.)’ın insanlık tarihinde en son olarak gönderilen alemlere rahmet mehbusu Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bedeninin bir parçası olan kızı Hz. Fatımat’ut-Zehra Semavat’ı Vel arz (a.s.) ile yine sevgili peygamberimizin, vasisi, varisi, halife ve amcasının oğlu olan İmam Ali (a.s.)’nin ikinci oğullardır.
Bu mesele üzerinde Ehl-i Beyt’e tevessül edilmesi gereken konunun Hz. İmam Hüseyin (a.s.) öyle bir ailenin ve hanedanın evladıdır ki, Hz. Muhammed (s.a.v.) bile başkaları sıkışınca o aileye tevessül etmiştir. İşte burda sunacağımız kaynak ve belgelerin bunu ispatıdır.
İbn-i Abbas (a.s.) şöyle buyurmaktadırlar: Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.)’e Hz. Adem (a.s.)’ın tövbesinin kabul olmasına sebep olan, rabbinden aldığı kelimeler neydi? diye sordum.
Ve yine Hz. Ümm-ü Seleme (a.s.)’den şöyle rivayet edilmiştir: “İmam Hasan (a.s.) ile İmam Hüseyin (a.s.)’in benim evimde Hz. Resulullah’la oynadıkları sırada, Cebrâil nazil oldu. Eliyle Hüseyin’e işaret ederek “Ey Muhammed, ümmetin bu çocuğunu öldürecektir.” dedi.” Ümm-ü Seleme diyor ki: “Bu sırada Peygamber ağlamaya başladı ve İmam Hüseyin’i bağrına basarak, bana hitaben şunu söyledi: “Bu toprak senin yanında emanet kalsın.” Daha sonra Peygamber (s) o toprağı koklayarak, “Bu toprak bela ve musibet kokuyor.” dedi.” Ümm-ü Seleme devamında şunları söylüyor: “Hz. Resulullah (s.a.v.) bana “Ey Ümm-ü Seleme, bu toprak kan rengini aldığında bil ki imam Hüseyin, o toprak üzerinde şehit olmuştur.” diye buyurdu.” Ve yine Ravi şöyle diyor ki: “Ümm-ü Seleme o toprağı bir cam kâsenin içine koyarak onu her gün koklar ve şöyle derdi: “Ey toprak, senin kan rengini alacağın gün çok büyük bir gündür.” Kuran ve Ehl-i Beyt araştırma İmam Hüseyin (a.s.)’ın serüvenin anlatın araştırmalarında bu konu ve meseleler hakında sayısız kaynak ve belgeleriyle belgelemek istediği için şu anda fazla bir çalışma yapma gereğini duymamaktadır. Ve yine bir başka hadiste de Ümm-ü Seleme’den şöyle nakledilmiştir: “Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) şehadete erdiği gece şu sözleri (şiir halinde) söyleyen birisinden duydum: “Ey cahillikleri yüzünden Hüseyin’i öldürenler, zelil olmak ve azaba duçar olmakla müjdelenin. Sizler lanetlenmişsiniz Hz. Davud (a.s.)’ın oğlu (Hz. Süleyman (a.s.)’ın), Hz. Musa 8a.s.) ve İncil sahibi (hz. İsa’nın) diliyle.” Ümm-ü Seleme diyor ki: “Bunları duyduğumda ağlamaya başladım ve cam kâsenin içindeki toprağın kan rengine dönüştüğünü gördüm.” (El Kifayet-u li Hafiz-il Kenci, s.279, Zehair-ul Ukba, s.147, Hasais-ul Kubra, c.2, s.125, Sirat-us Seviyy, s.94, Mecmau-z Zevaid, c.9, s.118-119.)