Siyonistlerin Türkiye'deki casusluk faaliyetleri veamaçları
Siyonist rejimin Türkiye'de genel kurmay Karargâhındaki gizli odasından İran ile Suriye gibi bölgenin bazı ülkeleri aleyhinde casusluk faaliyetlerinde bulunduğu bildirildi.
Vakit gazetesinde yer alan yazıda bu gizli odanın 1996 yılında Türkiye ile siyonist rejim arasında istihbarat işbirliği anlaşmasının imzalanmasından sonra kurulduğu bunun o tarihten iki yıl sonra imzalanan ek protokol ile daha da genişletildiği belirtildi.
Yazıda siyonist rejim savaş bakanı Ehud Barak'ın son Türkiye ziyaretinde iki taraf arasında var olan istihbarat ve askeri anlaşmalar çerçevesinde bir kez daha konuyla ilgili anlaşmaya vurgu yapıldığı belirtildi.
İki taraf arasında var olan anlaşmalar çerçevesinde siyonist rejim bu odadan İran ve Suriye'nin radarları ve telekomünikasyon cihazlarının faaliyetlerini izlemek için yararlanıyor. Siyonist rejim bu merkezden İran ve Suriye'nin telekomünikasyon ve uyduları konusunda istihbarat şemsiyesi oluşturmaya çalışıyor.
Yazıda iki taraf arasındaki bu anlaşmadan Telaviv'in tek taraflı olarak yararlandığı, Türkiye'nin imkanları ve kapasitelerini geniş şekilde kullandığı belirtildi. Bu arada siyonist rejimin askeri ve istihbarat faaliyetleri konusunda daha önce de Türkiye basınında yazıların yayınlandığı belirtilmelidir. İşgalci İsrail rejiminin, Türkiye ile var olan ilişkilerinden ve bu ülkenin İslam dünyası ile ilişkilerinden suistifade ettiği gayet açıktır. İki taraf arasında 60 varlığı Türkiye ile işgalci Siyonistler arasındaki askeri ve istihbarat işbirliğinin boyutlarını gösteriyor. Türkiye'de İslamcıların iktidarda bulunduğu ve komşu devletlerle ilişkilerini geliştirip, barış ortamında bir ilişki ağı kurmak istemesi ve bölge ülkelerine saldırı niyetinde olmaması, aslında Türkiye'nin artık komşu ülkeler aleyhinde dinleme ve casusluk faaliyetlerine de ihtiyacı olmadığını gösteriyor. Lakin siyonist rejim bu istihbaratları, kendi uğursuz amaçları ve çirkin emellerini gerçekleştirmek için suistifade etme gayretindedir. Üstelik Türkiye'nin, cani ve işgalci siyonist rejimle ilişkilere ihtiyacı yoktur ve Türkiye devletine yakışır bir tavır olmayan bu ilişkiler Ankara'nın hiç bir sorununu çözmeyecektir. Türkiye'nin siyonist rejime hava sahasını kullanarak komşu ülkeler aleyhinde casusluk yapmasına izin vermesi, kuşkusuz İslami İran'ın iyi niyetinden suistifade anlamında olup, İran'ın Türkiye'ye olan güvenini zedelebilir. Bu konu iki ülke arasındaki dostane ve giderek gelişmekte olan ilişkilerin de lehinde değil. Hiç şüphesiz bu anlaşmaların Laiklerin şom mirası olması ve bunların Türkiye'de İslami kesim tarafından desteklenmediği ve İslami kesimin de bu anlaşmalardan hoşnut olmamaları dolayısıyla, bunların Türkiye'nin yetkili kurumları tarafından gözden geçirilmesi ve siyonistlerin bu fırsatlara sahip olmalarının engellenmesi mantıki bir beklentidir. Tabii siyonistlerin Türkiye ile ilişkiler konusundaki suistifadeleri sadece bu konuyla sınırlı değil. Türkiye'nin dış ilişkiler konusundaki tutum ve politikaları Ankara'daki kurum ve sorumluların yetkisi dahilinde olabilir ancak uluslar arası kurallar ve iyi niyete dayalı ilişkilerde dikkate alınması gereken kurallar çerçevesinde Türkiye'nin toprakları ve diğer ülkelerle münasebetleri komşu ülkelerin menfaatleri aleyhinde bir araç olarak kullanılmamalıdır. Türkiye yetkililerinin siyonistlerin şirretliklerine vakıf olmaları ve onların diğer ülkelerin özellikle İran ile ilişkilerinden suistifade etmeye çalıştıklarının farkında olmaları dolayısıyla, Türkiye yetkililerinin ilk fırsatta bu konuda harekete geçmeleri ve siyonist rejim ile anlaşmaları gözden geçirerek Türkiye ile komşu ülkeler arasında ilişkilerin zarar görmesini engellemeleri, siyonistlerin Türkiye toprakları ve bu ülkenin askeri ve istihbarat merkezlerinde cirit atmalarına izin vermemeleri, insanlığın düşmanlarının islamcıların sahip oldukları sempatiden suistifade etmelerine izin vermemeleri beklenmektedir.