Ana Sayfa Haberler Multimedia Foto Galeri Çocuk Dünyası Hakkımızda Ziyaretci Defteri Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Sitene Ekle İletişim

ANALİZ 26/10/2009 / 21:53

 ALLAME TABATABAİ

 

 İlahi İmtihanın Mahiyeti

Hiç şüphesiz Kur'an-ı Kerim, hidayeti yüce Allah'a mahsus sayar. Yalnız Kur'an'daki hidayet, ahiret ve dünya mutluluğuna ulaştıran ihtiyarî hidayetten ibaret değildir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Rabbimiz, her şeye kendi (özel) yaratılışını veren, sonra da onu (o doğrultuda) hidayet eden Allah'tır."(Tâhâ, 50) Görüldüğü gibi yüce Allah hidayete bilinçli, akıllı olan ve olmayan her varlığı kapsayacak biçimde genel bir anlam veriyor. Ayrıca amaç bakımından da hidayeti mutlak sayıyor. O başka bir ayette şöyle buyuruyor: "O, yaratıp düzene koyandır. O, takdir edip hidayet edendir." (A'lâ, 2-3) Bu ayet de daha önceki ayet gibi mutlaktır. Bundan anlaşılıyor ki bu hidayet, dalâlete düşürmenin karşıtı olan özel hidayetten başkadır. Çünkü yüce Allah hidayetin bu türünün bazı kesimler için söz konusu olmadığını, onun yerine dalâletin geçtiğini belirtiyor. Oysa hiçbir varlığı genel anlamlı hidayetin kapsamı dışına çıkarmıyor. Şöyle buyuruyor: "Allah zalim toplumu hidayete erdirmez." (Cum'a, 5) "Allah fasık toplumu hidayete erdirmez." (Saf, 5) Bu anlamda çok sayıda ayet vardır.

Yine ortaya çıkıyor ki söz konusu hidayet, mümin kâfir bütün insanlara yol gösterme anlamına gelen hidayetten de başkadır. Yüce Allah'ın şu ayetlerde buyurduğu gibi: "Gerçekten biz ona yolu gösterdik. Artık ya şükreder veya nankör olur." (İnsan, 3) "Semud oğullarına gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler." (Fussilet, 17) Bu iki ayette ve benzerlerinde söz konusu edilen hidayet sadece bilinç ve akıl sahibi canlıları kapsar. Daha önce söylediklerimizden anlaşılmış olmalıdır ki, "sonra da onu (o doğrultuda) hidayet eden Allah'tır." ve "O, takdir edip hidayet edendir." ifadelerindeki hidayet, hem kapsam, hem de amaç bakımından geneldir. Üstelik bu ayetlerin ikincisinde hidayet, takdirin sonucu olarak alınıyor. Bir şeyi yaratılış gayesine yönlendirecek sebepleri ve gerekçeleri hazırlamak anlamını taşıyan takdir ise, özel hidayet ile bağdaşmaz. Her ne kadar hidayetin bu türü de evrendeki genel düzen açısından takdir alanının içinde ise de bu bakış o bakıştan farklıdır. Bunu iyi anlamak gerekir.

Her ne ise; bu genel hidayet, yüce Allah'ın her şeyi varlığının kemaline iletmesi, onu yaratılış gayesine erdirmesidir. Bu hidayet, söz konusu şeyin varolma, gelişme, fiiller ve hareketler gibi özünün (zatının) varlığını sürdürmesi için gerekli olan şeylerin tümüne yönelik eğilimin itici faktörüdür. Bu sözlerin daha uzun bir devamı vardır. Eğer Allah muvaffak ederse, ileride bu açıklamayı genişleteceğiz.

Maksat şudur: Yüce Allah'ın bu konudaki sözleri gösteriyor ki, bütün nesneler genel ilâhî hidayetle gayelerine ve ecellerine (son noktalarına) sevk edilirler. Hiçbir nesne (şey) bu kuralın dışında değildir. Sözünden cayması söz konusu olmayan yüce Allah, bu hidayeti kendine borç kabul etmiştir. Nitekim O şöyle buyuruyor: "Gerçekten hidayet bizim uhdemizdedir ve gerçekten ahiret ve dünya bize aittir." (Leyl, 12-13) Görüldüğü gibi, daha önceki iki ayetin anlamlarına ek anlam katma niteliğindeki bu ayet, mutlak ifadesi ile, hem toplumlara yönelik içtimaî hidayeti ve hem ferdî hidayeti kapsamına alır.

Nesnelerin Allah üzerindeki haklarından biri, onları oluşum bakımından kendileri için takdir edilmiş olan kemale doğru hidayet etmenin yanı sıra onları teşriî kemale doğru da hidayet etmektir. Teşriin (yasa koymanın) tekvinin kapsamına nasıl girdiğini, kaza ve kaderin onu nasıl içerdiğini daha önce yaptığımız nübüvvet hakkındaki açıklamalarımızdan biliyorsunuz. Bilindiği gibi insan türünün sahip olduğu varoluş çeşidi, ancak bir dizi iradi ve ihtiyarî fiiller dizisi ile tamamlanır. Bu iradi ve ihtiyarî fiiller, ancak birtakım nazari ve pratik inançlardan meydana gelebilir. Buna göre insanın birtakım kanunlar altında yaşaması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bu kanunlar ister hak, is-ter batıl, ister iyi, ister kötü olsun. Böyle olunca insan oluşumunu sevk ve idare eden yüce Allah'ın, onun için, adına şeriat dediğimiz birtakım emirler ve yasaklar dizisi, bunun yanı sıra soysal ve bireysel olaylar dizisi hazırlaması gerekir. İnsan, bunlarla karşılaşması sonucunda potansiyelindeki yetenek ve imkânları fiiliyata çıkarır. Bunun sonucunda ya mutlu veya bedbaht olur ve dolayısıyla varoluşunda saklı olan ne varsa meydana çıkar. İşte o zaman bu olaylara ve teşriî kurallara imtihan ve deneyden geçme ismi uygun düşer.

Bunu şöyle açıklayabiliriz: İlâhî çağrıya uymayarak kendisi için bedbahtlığı gerekli kılan kimse, eğer bu tutumu sürdürürse, azap hükmünü kendi aleyhinde kesinleştirmiş olur. O zaman ilâhî emir ve yasaklarla ilgili olarak karşılaştığı ve potansiyeli fiiliyata çıkaran bütün olaylar, o kimse için yeni bir bedbahtlık pratiği gerçeği ortaya çıkarır. Gerçi aynı zamanda adam içinde bulunduğu durumdan hoşnut da olabilir, karşısında çıkan durumdan gurur da duyabilir; ama bu gerçekte ilâhî tuzaktan başka bir şey değildir. Çünkü bu durumda yüce Allah, insanların kendileri için mutluluk sandıkları şeyler ile onları bedbaht etmekte ve kendileri için başarı saydıkları şeylerde onların emeklerini boşa çıkarmaktadır.

Nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor: "Tuzak kurdular, Allah da (buna karşılık) bir tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en iyisidir." (Âl-i İmrân, 54) "Kötü tuzak, ancak sahiplerini kuşatır." (Fâtır, 43) "Onlar orada tuzak kurarlar. Fakat aslında sadece kendilerine tuzak kurarlar da farkında olmazlar." (En'âm, 123) "Ayetlerimizi yalan sayanları hiç farkına varmayacakları biçimde yavaş yavaş kötü akıbetlerine yaklaştırırız ve onlara mühlet veririm. Benim tuzağım oldukça sağlamdır." (A'râf, 182-183) Bu nedenle cahil ve mağrur kimse Allah'a karşı gelmek, O'nun buyruklarını dinlememek suretiyle O'nun, kendisinden irade ettiği şeyin önüne geçtiğini sanarak pohpohlanabilir. Fakat aslında o, Allah'ın irade ettiği şeyde kendi aleyhinde O'na yardımcı oluyor da farkında değildir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Yoksa o kötülükleri yapanlar bizi geçeceklerini mi sandılar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!" (Ankebut, 4) Bu konuda ayetlerin en hayret vericilerinden biri, şu ayettir: "Bütün tuzaklar Allah'a aittir." (Ra'd, 42)

Buna göre bu adamların dinî görevleri ile ilgili gösterdikleri bütün hileler, karşı çıkmalar, zulümler ve haddi aşmalar, yine kalplerinde sakladıkları kötü duyguların meydana çıkmasını sağlayan karşılaştıkları bütün olaylar ve nefsanî arzularının kendilerini sürüklediği bütün durumlar, bir tuzak, bir mühlet verme ve onları yavaş yavaş kötü akıbetlerine yaklaştırmadır. Çünkü onları durumlarının akıbeti ve sonuna doğru hidayet etmek (iletmek), kendilerinin yüce Allah üzerindeki haklarıdır. Allah da bunu yapıyor. O hâlde "Allah işlerinde sürekli galiptir." (Yûsuf, 21)

Bu işler şeytana isnat edildiğinde ise, küfrün ve günahların türleri şeytanın o adamlara yönelik azdırması olur. Bu kötülüklere meyletmek ise, şeytanın çağrısı, vesvesesi, dürtüsü, işareti ve şaşırtması olur. Bu kötülüklere yol açan olaylar ve bu tür olayların işlevini gören şeyler de, şeytanın süsleri, araçları, ipleri ve ağları olur. İnşallah A'râf Suresinde bunların açıklaması gelecektir.

Buna karşılık, kalbinde imanın kökleştiği müminin ortaya koyduğu ibadetler, iyi davranışlar ve bu tür iyiliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan karşılaştığı olaylar da, ilâhî velâyet, ilâhî tevfik ve özel anlamdaki hidayetin mazharları olur. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Allah, dilediğini yardımıyla destekler." (Âl-i İmrân, 13) "Allah da müminlerin velisidir." (Âl-i İmrân, 68) "Allah, müminlerin velisidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır." (Bakara, 257) "Allah, onları imanlarından dolayı hidayet eder." (Yûnus, 9) "Ölü olup da canlandırdığımız ve insanlar arasında verdiğimiz nurun aydınlığı ile yürüyen kişi..." (En'-âm, 122) Bu durumlar yüce Allah'a isnat edildiği zaman hüküm budur. Aynı işler meleklere isnat edildiğinde ise, onların desteği ve doğru yola koymaları olarak adlandırılır. Nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor: "Allah, imanı onların kalplerine yazmış ve onları kendisinden bir ruh ile desteklemiştir." (Mücâdele, 22)

Ayrıca bu genel hidayet, nasıl ki nesnelere, Allah'a dönüş yolculuklarını sürdürdükçe varoluşlarının başlangıcından varlıklarının son anlarına kadar eşlik ediyorsa, aynı şekilde ilâhî takdirler de onları arkalarından öne doğru iterler. Nitekim "O Allah ki, takdir edip hidayet etti." (A'lâ, 3) ayetinden de bu anlaşılmaktadır. Yani, nesneleri bir hâlden ikinci hâle, ikinci hâlden üçüncü hâle dönüştüren etken, onların varlıklarını saran neden ve sebeplerin taşıdığı takdirlerdir. Böylece takdirler, nesneleri (eşyayı) arkalarından sürekli itmektedirler.

Öte yandan takdirler nasıl nesneleri arkalarından itiyorlarsa, eceller (yani nesnelerin varlıklarının son bulduğu son noktalar) de onları önlerinden çekerler. Nitekim yüce Allah'ın şu sözü buna delil oluşturur: "Biz gökleri, yeryüzünü ve bu ikisi arasındaki varlıkları ancak hak üzere ve belli bir süre için yarattık. O kâfirler ise uyarıldıkları gerçeklerden yüz çeviriyorlar." (Ahkaf, 3) Bu ayet, nesneleri gayelerine bağlıyor. Bu gayeler ise onların ecelleri, yani belirlenmiş varolma sürelerinin sonudur. Birbirine bağlı iki şeyin de biri diğerinden daha güçlü olursa, güçlü olan taraf, öbür tarafı kendine doğru çeker. Belirlenmiş eceller de değişmez, sabit şeyler oldukları için nesneleri önlerinden çekerler. Bu gayet açıktır.

Buna göre nesneler çeşitli ilâhî güçler tarafından sarılmıştır. Bu güçler, nesneleri iten güçler, onları çeken güçler, nesnelere eşlik edip onları yetiştiren güçlerdir. Bunlar Kur'an'da söz konusu edilen asli güçlerdir. Bunların dışında melekler, şeytanlar ve başkaları gibi nesneleri koruyan, denetleyen ve onlarla bir arada olan güçler de vardır.

Bir de nesneler üzerinde belirli bir maksatla birtakım tasarruflar yapılır. Bu tasarruflar, eğer söz konusu nesnelerin o maksatla ilgili durumlarının ortada olmadığı, yani o maksada elverişli olup olmadığının bilinmemesi hâlinde, bu durumun bilinmesi veya ortaya çıkması amacıyla yapılırsa, bu tasarruflara imtihan veya deneme adını veririz. Yani, sen bir nesnenin durumunun falanca işe elverişli olup olmadığını bilmezsen veya gizli durumunu bildiğin hâlde o durumun ortaya çıkmasını istersen, o nesneyi sözü edilen maksatla bağdaşan şeyler ile karşı karşıya bırakırsın. Böylece nesnenin o şeylere ilişkin hâli meydana çıkar. Onları kendine kabul mü ediyor, yoksa kendinden itiyor mu, belli olur. Bu işleme imtihan, deneme ve nesnelerin durumu hakkında bilgi edinme denir; ya da bu anlamı taşıyacak başka bir terim kullanılır.

Yüce Allah'ın insan gibi şuurlu ve akıllı nesneleri karşı karşıya bıraktığı yasalar ve olaylara ilişkin tasarrufu da aynen böyledir. Yani insanın dinî çağrı aracılığı ile çağrıldığı maksada ilişkin durumu bu yasalar ve olaylar sayesinde ortaya çıkar. O hâlde ilâhî tasarrufa mazhar olan bu yasalar ve olaylar birer ilâhî imtihandır.

Yalnız yüce Allah'ın imtihanı ile biz insanların imtihanı arasında şöyle bir fark vardır: Biz insanlar çoğunlukla nesnelerin gizli durumlarını bilmeyiz. Bu yüzden imtihan aracılığı ile onların bizce meçhul olan durumlarını bilmek isteriz. Oysa gayb anahtarları elinin altında olan yüce Allah için bilmemek diye bir şey yoktur. O hâlde insanı iyi akıbete ve mutluluğa çağırmak yolu ile ona uyguladığı genel eğitim bir imtihandır. Çünkü bu eğitim, onun durumunun ortaya çıkmasına, sevap yurdunun mu, yoksa azap yurdunun mu ehlinden olduğunun belirlenmesine vesile olur.

Bundan dolayı yüce Allah bu tasarrufu, yani insan için şeriat belirlemeyi ve onu birtakım olaylarla karşı karşıya bırakmayı kendi açısından "belâ", "ibtilâ" ve "fitne" (imtihan ve sınama) olarak adlandırmış ve genel anlamda şöyle buyurmuştur: "Yeryüzündeki her şeyi ona süs yaptık ki, insanların hangisinin daha güzel amel işlediğini ortaya çıkaralım." (Kehf, 7) "Biz insanı imtihan etmek için karışık bir sıvı damlasından yarattık. Bunun için onu işitme ve göreme yetenekleri ile donattık." (İnsân, 2) "Biz sizi iyilikle ve kötülükle imtihan ederiz." (Enbiyâ, 35)

Yüce Allah ne kastettiğini şu ayette daha geniş biçimde açıklıyor gibidir: "Rabbi, imtihan etmek için bir insana iyilik edip kendisine nimet verdiği zaman, "Rabbim beni şerefli kıldı." der. Fakat onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman, "Rabbim bana hor baktı." der." (Fecr, 15-16) "Mallarınız ve evlâtlarınız sizin için imtihan aracıdır." (Teğâbun, 15) "Allah sizi birbiriniz aracılığı ile imtihan etmek için..." (Muhammed, 4) "Onlar öteden beri fasık oldukla-rı için biz onları böylece sınavdan geçiriyoruz." (A'râf, 163) "Allah müminleri güzel bir sınavdan geçirmek için bunu böyle yaptı." (Enfâl, 17) "İnsanlar sırf 'inandık' demekle kurtulacaklarını mı sandılar? Biz onlardan önceki milletleri de sınavdan geçirdik. Allah bu sınav sonucunda doğru sözlüler ile yalancıları ayrıt edecektir." (Ankebut, 3)

Yüce Allah, İbrahim hikâyesinde şöyle buyuruyor: "Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimeler ile imtihan etti." (Bakara, 124) O, İsmail'in boğazlanmasını anlatırken de şöyle buyuruyor: "Hiç şüphesiz bu açık bir imtihandı." (Sâffât, 106) Musa hakkında ise şöyle buyuruyor: "Biz seni çeşitli sınavlardan geçirdik." (Tâhâ, 40) Bu konuda bunlar dışında daha birçok ayet vardır.

Görüldüğü gibi bu ayetler, insan varlığı ile ilgili şeylerin tümünü; işitme, görme ve hayat gibi varlığının parçalarını, evlât, eş, aşiret, arkadaş, mal ve mevki gibi bir biçimde onunla bağlantılı şeyleri ve bir biçimde faydalandığı şeylerin tümünü ve bunların yanı sıra ölüm ve insana yönelik diğer musibetler gibi az önce saydıklarımızın karşıtı olan şeyleri mihnet ve belâ kapsamına alıyor. Kısacası, okuduğumuz ayetler insanla bağlantısı olan âlemin parçalarını ve durumlarını insana göre Allah'tan gelen bir deneme ve bir sınav sayıyor.

Bu ayetlerde fertler açısından da genelleme vardır. Yani mümin, kâfir, iyi, kötü, peygamber ve onun alt düzeyindeki kimseler hepsi sınava ve denemeye tâbidirler. Bu yürürlükte olan bir gelenektir; hiç-kimse bundan müstesna değildir.

Bu dediklerimizden açıkça ortaya çıktı ki imtihan geleneği, sürekli yürürlükte olan ilâhî bir gelenektir. Bu imtihan geleneği diğer bir tekvinî geleneğe dayanan pratik bir gelenektir. O tekvinî gelenek ise, daha önce anlatıldığı üzere insan gibi yükümlüler ile ilişkisi bakımından genel ilâhî hidayet geleneği ile bu geleneğin önü ve arkasındaki takdir ve ecel geleneğidir.

Buradan anlaşılıyor ki, bu geleneğin yürürlükten kaldırılması, mümkün değildir. Çünkü onun yürürlükten kaldırılması, tekvinin bozulması ile aynı şey olur ki, bu da imkânsızdır. Yaratılışın ve ölüm sonrası dirilişin hak olduğunu, hak ilkesine dayandığını kanıtlayan ayetler bu geleneğin değişmezliğine işaret ediyor. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Biz gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındaki varlıkları hak üzere ve belirli bir süre için yarattık." (Ahkaf, 3) "Yoksa sizi boşu boşuna yarattığımızı ve bize dönmeyeceğinizi mi sandınız?" (Mü'minûn, 115) "Biz gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındaki varlıkları eğlenmek için yaratmadık. Onları kesinlikle hak üzere yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler." (Duhân, 38-39) "Kim Allah'a kavuşmayı arzu ediyorsa, (bilsin ki,) Allah'ın belirlediği süre (ecel) mutlaka gelecektir." (Ankebut, 5) Bu gerçeği dile getiren daha birçok ayet vardır.

Bu ayetlerin tümü yaratılışın hak ilkesine dayalı olduğunu, amaçtan kopuk ve dayanaksız olmadığını kanıtlar. Nesnelerin önünde hakka dayalı amaçlar ve eceller, arkalarında hak ilkesine dayalı takdirler ve beraberlerinde hak ilkesine dayalı hidayet olunca, genel olarak bütün nesnelerin çatışması, özel olarak da bu nesnelerin içinde insan gibi yükümlülük taşıyan varlıkların birtakım hususlarla sınavdan geçirilmeleri kaçınılmazdır. Bu hususlar, kendileri ile ilişkili olan yükümlülerin potansiyel kemallerini, eksikliklerini, mutluluklarını ve bedbahtlıklarını fiiliyata çıkarır. İşte din yükümlülüğü ile yükümlü olan insanda bu, imtihan ve deneme anlamına gelir. Bunu iyi kavramak gerekir.

Bu anlattıklarımızdan (ilâhî gelenek açısından) yok etme ve arındırmanın ne demek olduğu da ortaya çıkıyor. Şöyle ki: Mümin imtihan ile karşılaşıp da bu imtihan onun gizli erdemlerinin rezilliklerinden ayrıt edilmesini gerektirdiği veya bir toplum imtihanla karşılaşıp da bu imtihan müminlerin, münafıklardan ve kalplerinde hastalık olanlardan seçilmesini gerektirdiği zaman bu imtihana arındırma adını vermek yerinde olur ki, bu işlem, bir ayırt etme işidir.

Yine görünüşlerinde güzel ve imrenilir sıfatlar ve durumlar bulunan kâfire ve münafığa yönelik ilâhî imtihanlar devam edip de bu imtihanlar yavaş yavaş onlarda saklı duran pisliklerin ortaya çıkmasını gerektirdikçe ve her ortaya çıkan pislik görünüşteki bir erdemi giderdikçe, bu süreç o kişi için bir yok etme işlemi, yani iyiliklerini yavaş yavaş tüketme işlemi olur. Nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor: "Biz bu günleri insanlar arasında dolaştırırız. Bu, Allah'ın kimlerin mümin olduğunu belirlemesi ve aranızdan bazı şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez. Bir de (böylece) Allah, müminleri arındırmak ve kâfirleri yok etmek ister." (Âl-i İmrân, 140-141)

Kâfirler için bir başka yok etme türü daha vardır. Bu da yüce Allah'ın bildirdiği üzere evrenin, insan soyunun salâhına ve dinin sırf Allah'a has olacağı bir güne doğru gittiği gerçeğidir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "İyi sonuç takvanındır."(Tâhâ, 132) "Yeryüzüne benim iyi kullarım vâris olacaktır." (Enbiyâ, 105)

Bu yazı 330 defa okunmuştur...
 

Yorumlar

Toplam 0 Yorum Yapılmış

Henüz Yorum Yapılmamış

Kategorideki Diğer Haberler

26/10/2009 - 21:53  ALLAME TABATABAİ

16/07/2009 - 19:47 Büyük projedeki eksiklikler

14/07/2009 - 23:32 Hizbullah Komutanı 2006 Temmuz Savaşının Bilinmeyenlerini Anlatıyor

14/07/2009 - 11:39 NABUCCO projesiyle ilgili hükümetler arası anlaşmanın imzalanması üzerine

04/07/2009 - 13:30 Katil Perez Azerbaycan’da ne yaptı

29/06/2009 - 13:49 Bakü’ye gizemli ziyaret

23/06/2009 - 22:30 Maliki'den İşgalci Güçlere Rest

20/06/2009 - 19:25 Amerika İran'da İntikam Peşinde

17/06/2009 - 21:15 Lübnan seçimlerinde siyaset aracı olarak para

13/06/2009 - 11:34 İran’da “üçüncü devrim” ve üçüncü cumhuriyet

12/06/2009 - 13:21 İslami Hareket Milletvekilleri: "Kudüs Filistin Halkının Pusulasıdır"

10/06/2009 - 11:04 Batılı medya guruplarının İran seçimlerine bakışları

09/06/2009 - 10:44 Sünniler de Maruniler de Washington-Tel Aviv ekseninde sebat edince!

07/06/2009 - 20:10 Amerika ve İslam Dünyası ile Yeni Bir Başlangıç

07/06/2009 - 02:07 Lübnan seçimlerini anlamak

02/06/2009 - 18:14 El-Mustakbel ve Cemaat-ı İslami’nin seçim pazarlıkları

31/05/2009 - 15:21 El-Mustakbel ve Cemaat-ı İslami ilişkisi

30/05/2009 - 13:54 Türkiye'de Mayınlı Arazi Tartışması ve Siyonist İsrail'e Nefret Dalgasının Tekrarı

29/05/2009 - 16:06 ABD Lübnan seçimine müdahale ediyor

26/05/2009 - 12:26 Mayınların temizlenmesi bu kadar zor mu?

21/05/2009 - 18:21 Amerikan halkının canı cehenneme!!!

20/05/2009 - 15:54 Netanyahu'nun Umutsuz Biten ABD Ziyareti

17/05/2009 - 20:34 "Malesef bazıları uluslararası tribünlerde siyonistlerin cinayetlerinin gündeme getirilmesinden utanç duyuyorlar"

15/05/2009 - 15:41 İmad Muğniye’nin istihbarat şebekesi ve İsrail’in kabusu

12/05/2009 - 23:28 Ayetullah Hamenei'nin İran Kürdistan Bölgesinde Yaptığı Konuşmanın Tam Metni

07/05/2009 - 13:03 Amerika, İran'a neden diyalog teklif ediyor?(1)

03/05/2009 - 22:10 Tekfir fikri tehlikeli bir mikroptur

26/04/2009 - 23:23 Irak'ta Şii'lere yönelik düzenlenen terör eylemleri nerede planlanıyor

22/04/2009 - 11:19 İsrail, İran için ciddi bir tehdit değil

20/04/2009 - 13:29 Mısır İran'ı boş yere suçlayarak kendi kuyusunu kazıyor

17/04/2009 - 00:59 Firavunlar Hizbullaha Saldırmakla Neyi Amaçlıyor ve Kime Hizmet Ediyor

15/04/2009 - 11:29 Firavun Rejiminin Kötü Sicili Her Gün Daha da Kabarıyor

13/04/2009 - 11:51 Teröristlerle ticaretimiz ve yarım kalan boykot

11/04/2009 - 13:25 Obama ve Rasmussen'e göre İslam

10/04/2009 - 12:13 “Aykırı” bir Obama portresi

28/03/2009 - 20:51 Amerika İran'a Niçin Kabadayılık Yapamaz

14/03/2009 - 15:31 Gül'ün İran ziyareti

25/02/2009 - 10:49 İsrail'de Faşist Hâkimiyet

23/02/2009 - 17:42 Siyonizmin kitabını yazan adam

19/02/2009 - 11:42 Hizbullah'ı bugüne eriştiren isimden özel açıklamalar

08/02/2009 - 16:41 İslam İnkılabı'nın Özellikleri

04/02/2009 - 19:28 Davos çıkışı en çok kimleri korkuttu?

31/01/2009 - 16:45 Musevi sermayesi Türkiye’ye saldırır mı?

25/01/2009 - 12:27 ‘Gazze saldırısı direnişi güçlendirdi’

24/01/2009 - 00:24 Ortadoğunun tüm derdi İran

16/01/2009 - 00:31 Sakarya Ehlibeyt dostları kadınlar komitesin'den duyuru

08/01/2009 - 18:30 Artık dehşete kapılan taraf, İsrail!!

08/01/2009 - 00:33 İsrail'den Türkiye’ye basın aracılığıyla tehdit

02/01/2009 - 10:37 İsrail Obama’ya hazırlanıyor

25/12/2008 - 11:20 İran'a karşı şekillenen Arap-İsrail ekseni

14/12/2008 - 11:27 Paris'te gayriresmi Afganistan toplantısı ve ABD'nin Pakistan'a uyarısı

12/12/2008 - 15:28 AB-İsrail ilişkilerinde tarihi dönemeç

08/12/2008 - 01:23 NATO ve İsrail arasında yakınlaşmadan daha fazlası

01/12/2008 - 10:44 Pakistan'ı arındırma süreci mi?

27/11/2008 - 14:37 ABD kendini imha ediyor

26/11/2008 - 10:32 Ey Hamas Getto duvarlarını kır!

26/11/2008 - 09:45 İmralı’ya yeni paket mi var

19/11/2008 - 10:17 İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband'in Ortadoğu Ziyareti

01/11/2008 - 23:57 İsrail Türkiye’den ne bekliyor

25/10/2008 - 17:44 İmam Sadık (a.s)"ın Toplumsal Mevkisi

21/10/2008 - 12:09 Kafkasya’yı parçalamak, Kafkasya’yı birleştirmek!

26/09/2008 - 11:14 Mescid-i Aksa ve Kudüs

22/09/2008 - 12:01 Şıkşıkiye hutbesi

05/09/2008 - 23:45 Azınlık bir gurup olarak Suudi Arabistan Şiileri

27/08/2008 - 12:48 'İran’ı vurmak için Gürcistan’a ihtiyaçları var'

09/08/2008 - 14:18 Kafkasya'da Gürcü kumarı

03/07/2008 - 15:26 Seyyid Hasan Nasrullah'ın konuşması

25/06/2008 - 09:53 İsrail İran'a (yine) saldırıya hazırlanıyor

11/06/2008 - 13:51 Yeni güvenlik anlaşmasının gizli maddeleri

31/05/2008 - 12:06 İsrail devletinin ihtiyarlığı

13/05/2008 - 12:07 Nasrallah'ın basın toplantısındaki konuşmasının tam metni

08/05/2008 - 21:03 Suriye İsrail Barışının Arka Planı

05/05/2008 - 10:56 Ayetullah Rafsancani'nin İslam dünyası ile batı arasındaki sorunlarla ilgili önemli açıklaması

11/04/2008 - 11:40 Sadr grubu içindeki entrikalar ve grubun geleceği

26/03/2008 - 20:01 Vahdet

06/03/2008 - 09:49 İran'a nükleer baskı

29/02/2008 - 09:52 Amerika, İran’da boş hayaller peşinde koşuyor / FOTO

19/02/2008 - 17:20 'Kosova'ya özgürlük' mü?

11/02/2008 - 19:15 İran'ın sahip olduğu potansiyellerin uluslar arası ve bölge denklemlerindeki rolü

01/01/2008 - 20:23 İmam Humeyni (r.a) Gorbaçova yazmış olduğu mektup

15/11/2007 - 00:14 Bir Darbede Türkiye’den

21/09/2007 - 17:25 Başörtüsü Nam-ı Diğer Türban

13/07/2007 - 01:13 Medyanın Gücü Ve Press TV

18/06/2007 - 14:24 Hamas'ın Hikmet ve Sabır Kılıcı

02/06/2007 - 22:36 Büyük Ortadoğu Projesi

19/05/2007 - 20:34 Terör Devleti İsrail FOTO/ VİDEO

28/04/2007 - 21:56 ABD'nin Sadr hareketini yok etme çabaları (foto)

03/04/2007 - 00:47 En Sevilen Arap Lider: Hasan Nasrallah (foto,video)

20/03/2007 - 01:49 Yaralı Bir Ordunun Korkutma Çabaları

12/03/2007 - 19:42 Kuran’a Göre Vahdetin Yolları
 
Arama Seçenekleri

Foto Gündem
Cami bombalama haberinin detayları/FOTO
CIA Tarafından Kaçırılan Amiri Yaşadıklarını Anlattı/FOTO
Gazze'de 117 öğrenci Kur'an'ı bir ayda ezberledi/FOTO
İran'dan ilk insan görünümlü robot/FOTO
Hz. Ali’nin dünyaya gelmesi için Kabe’nin yarılması ebedi mucizedir/FOTO
Şehidlerimiz İçin Coşkulu Anma Gecesi (Foto-Video)
GAZZE ŞEHİDLERİYLE ULUSLAR ARASI DAYANIŞMA
Mavi Marmara şehitlerine ithaf - Klip
Mavi Marmara’dan kaçırılan son görüntüler(VİDEO)
Sadece Türkiye ve Brezilya reddetti(VİDEO)

Diğer Haberler

Seçme Yazılar
Terazinin bir kefesine Fadlallah’ı koyalım…
10/07/2010 - 12:10
Mehmet Göktaş
Furkan TORLAK
Ahmet Varol
İbrahim Karagül
Hakan Albayrak
Abdurrahman Dilipak
Fehmi Koru
Ali Bulaç
Arzu Erdoğral
Üye Girişi

Kullanıcı Adı

 
Şifre  

Yeni Üyelik 
Şifre Hatırlatma Servisi

 
Son Eklenen Resimler

Gadiri Hum (özel)

Dünyadan Kurban Bayramı Manzaraları

Tebessüm

Manzaralar 2

Şelaleler

Gün Batımı 2

Renkli Dünya

Rahmet Taneleri

Hayal Gücü

Muhtaç Eller

HD fotoğraflar

Tabiatın Güzellikleri

 
Canlı Tv İzle
Türkçe Kanallar
Ülke Tv

Tv5
Hilal Tv
Samanyolu Haber
Yumurcak Tv
Kudüs Tv
Arapca Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsca Kanallar

İrib1

İrib2

İrib3

İrib4

İrib5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Boykot

En Çok İzlenenler

İmam Ali_1(yeni)

şeyda 1

şeyda 2

Kuran Şehidim Abbas (türkçe altyazı)

Civciv-1

Tevessül Duası

İMAM ALİ - 01

Selam olsun (türkçe)

Civciv-2