Günümüzde “çocukların eğitimi” denildiğinde akla gelen ilk şey onların okul eğitimi ve üniversitede son bulan eğitim sürecidir oysa ebeveynlerin sorumluluğu bununla sınırlı değildir hatta diyebiliriz ki bu eğitim diğer eğitimler yanında ikinci öneme sahiptir.
Çocukların güzel bir kişiliğe sahip olmaları elbette ki bozuk kişilikli birer profesör olmalarından daha önemlidir.
Hz Ali şöyle buyuruyor: Bir babanın evladına bıraktığı en büyük miras, edeptir.
Ama maalesef günümüzde birçok kişi çocuğunun dini eğitimini pek önemsemiyor ve sadece daha çok para getiren bir mesleğe sahip olabilmesi için onun akademik eğitimi için gece gündüz demeden çırpınıp duruyor.
Çocuklarımızı kolaylıkla televizyon ve bilgisayar ekranlarına emanet ediyoruz ve bu ekranlardan aldıkları eğitim şeklini sorgulamıyoruz bile. Bunun sonucunda ise o masum evlatlarımız birkaç yıl sonra hiç tanımadığımız birer kişi olarak çıkıyor karşımıza, hiç beğenmediğimiz ve nasıl bir hayat benimsediğini kendisi bile bilmeyen birer modern makine.
Açık konuşmak gerekirse ebeveynlerin birçoğu ya çocuklarını eğitecek yeterli vakit’e sahip değildirler ya da bu bilgi ve birikimden yoksundurlar.
Gerçek şu ki insanlarımızın birçoğu eğitimin öneminden habersizdir, birçok kişi çocuğunun karnını doyurmayı ve ona daha rahat bir hayat sunmayı eğitimden daha önemli görüyor.
Ama değişmeyen bir gerçek var, o da çocukların maneviyattan yoksun bir ortamda büyüyüp yetişmeleri ve yıllar sonra tanıyamadığımız insanlar olarak karşımıza çıkmaları.
Durum böyle olunca da yıllar sonra karşımıza birer genç olarak çıkan evlatlarımızı tanıyamıyoruz ve onların neden bizden bunca farklı olduğuna bir anlam veremiyoruz.
Çocuklarımızın okuldan aldığı eğitim onları daha iyi bir insan olma yönünde bir adım öne geçirebilir ama aynı okul ortamı onları kilometrelerce geride de bırakabilir.
Anne ve babalar çocuklarının dini eğitimine önem vermedikçe ve ciddi bir şekilde onların bu eksikliğini kapatmadıkça bu açık her gün başka bir sorun olarak karşımıza çıkmaya devam edecektir.
Peygamber efendimizin de açıkça ifade buyurduğu gibi bütün insanlar temiz bir fıtratla doğuyorlar ve daha sonra değişik etkenler sebebiyle farklı yönlere meylediyorlar.
İslam, anne ve babalara bu değerli bilgiyi vererek onları uyarıyor ve sorumluluklarını onlara hatırlatıyor. Özellikle babaların sorumluluğu daha fazladır. zira İslam’da çocuk babaya isnat ediliyor ve baba onun terbiyesinden sorumludur. Dinimiz İslam, babanın bu sorumluluğuna değinerek bu konuda yaptığı her sorumsuzluktan dolayı hesap vereceğini de açıkça ifade ediyor.
Peygamber efendimiz bu gerçeğe deyinerek şöyle buyuruyorlar: Her çoban, kendi sürüsünden sorumludur, onlara baktı mı? Yoksa onları kendi haline mi bıraktı?
Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: Çocuklarınıza saygı gösterin ve onların eğitimi için ciddiyetle çalışın.
Peygamber efendimizden nakledilen hadisi şerifler, açıkça, çocukların dini bir eğitime sahip olmalarının onların karınlarının tok olmasından daha önemli olduğunu vurguluyor ve bu gerçeği bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. ama maalesef insanların birçoğu bu hadislerden habersiz olduğu için bu gerçekten de habersizdirler.
Yüce Allah şöyle buyuruyor: Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.
Bu ayetin anlamı, çocuklarınızı daha iyi bir eğitim alsınlar diye pahalı okullara gönderin değildir bu ayetin kısaca vermek istediği mesaj şudur: Ailenizi cehennem ateşinden kurtarmak için onları din ve dindarlığa sev edin.
Özellikle Müslüman olmayan ülkelerde yaşayan kişilerin sorumlulukları daha fazladır zira duyacağınız bir ezan sesi bile dini eğitim için oldukça önemlidir, okul ortamı ve evin kapısının diğer tarafında İslam’dan eser yok. Bu tür toplumlarda yaşayan Müslüman aileler genellikle birkaç nesil sonra o toplumu özümseyerek onların bir ferdi haline geliyorlar. Bu tür toplumlarda ailelerin her zaman dikkat etmesi gereken önemli nokta, aile büyüklerinin bilinçli olması ve aile içindeki küçük fertleri bilinçli birer fert olarak yetiştirmesidir aksi takdirde bu toplumun akımına kapılıp onların gittiği yöne gitmemek elde değil.
Birçok kişi kendisini kandırarak şöyle düşünüyor: “bu çocuk nasıl olsa daha küçük, büyüdüğünde ona gerçekleri anlatırım, o da doğru yolu bulur.
Ama bunun bir aldatmaca olduğunu herkes biliyor biliniyor zira zamanında çocuğunuzla bağlantı kurup ona dini öğütleri aktarmadıysanız bunu daha sonra yapabilme şansınız neredeyse yok denecek kadar düşük.
Anne ve babaların bilinçlenmesi, inançlarını bilmesi ve bu bilgileri nasıl çocuklarına aktarmaları gerektiğini bilmesi bu işin ilk adımlarıdır. Neye inandığınızı bilmiyorsanız bunu çocuklarınıza da aktaramazsınız, nasıl aktarmanız gerektiğini bilmiyorsanız da durum değişmeyecektir.
Öyleyse bilinçlenin ve bilinçlendirin. Dininizi yaşayın ve çocuklarınıza yaşatın.
İnançlı, mutlu ve hayat dolu çocuklar yetiştirmek umuduyla.
Çeviri/Zehranet.