Bu sonuçlara göre 14 Mart koalisyonu tek başına hükümet kurabiliyor. Fakat bu sonuç, 2006’da İsrail’in Lübnan’a saldırmasıyla başlamış 33 günlük savaşın ardından patlak veren siyasi krizin sona ereceği anlamına gelmiyor. Hizbullah sözcüleri seçim sonrasında yaptıkları açıklamada eğer 14 Mart hükümeti tavrını değiştirmezse krizin devam edeceği uyarısında bulundular. Hariri’nin başında bulunduğu koalisyonun tavrını değiştirmesi çağrısının en önemli unsuru, bilindiği gibi, Lübnan Direniş Güçleri’nin elindeki silaha dokunulmaması. Mevcut hükümet seçimden sonra kuracağı yeni hükümette, Batılı ülkelerin isteği doğrultusunda Direniş’in silahsızlandırılması işine kalkışırsa Lübnan’ı eskisinden daha zor günler bekliyor olacak.
Seçimlerin son anına kadar 14 Mart koalisyonunun mu, yoksa hükümete muhalif güçlerin mi sandıktan zaferle çıkacağı kestirilemiyordu. Çünkü Sünni oyların Batı yanlısı Hariri grubuna mı gideceği, yoksa Lübnan’ı İsrail’e karşı savunmayı ve Batı nüfuzunu kırmayı kırmızı çizgi ilan etmiş Hizbullah’ın öncülüğündeki ittifaka mı oy vereceği belli değildi. Aynı şekilde Maruniler arasında da Hariri’nin koalisyonundaki (eski savaş suçlusu) Samir Cece’nin mi, yoksa Lübnan’ın bağımsızlığını savunan Avn’nın mı oyları toplayacağı bilinemiyordu.
Seçim sonucu Sünnilerin de, Marunilerin de Washington-Tel Aviv ekseninde kalmayı seçtiğini ortaya koydu. Lübnan’da yaşayan ünlü gazeteci Robert Fisk’in tahminine göre Avn, ölümüne taraftarı olan çok sayıda destekçisi bulunmasına rağmen Suriye, İran ve Hizbullah’la olan ilişkisi ona taraftar kaybettirdi.
Marunilerin Amerika-İsrail çizgisine kayması Lübnan için kritik karar gibi gözüküyor. Üstelik bunun Samir Cece’nin Maruniler arasında yeniden eski etkinliğine kavuşması biçiminde tecelli etmesi, iç tansiyonu arttırıcı önemli bir gelişme. Çünkü Cece, 70’li yıllardaki iç savaş boyunca İsrail’le işbirliği yaparak katliam boyutunda cinayetler işlemiş, bu yüzden de uzun yıllar cezaevinde kalmış eski bir milis. 2006’da İsrail Lübnan’a saldırdığında yine Samir Cece sahneye çıkmış ve gruplar arasındaki gerilimi arttırmak için kışkırtıcı girişimlerde bulunmuştu. Son olarak Riyad yönetiminin, Hizbullah’a karşı silahlı milis gücü oluşturması için Cece’ye 1 milyar doların üzerinde para yardımı yaptığı iddiaları ortaya atılmıştı. Cece, 14 Mart koalisyonunun milis gücünü oluşturmaya çalışmakla suçlanıyor.
Lübnan’daki Sünnilerin ağırlıklı bölümünün Batı yanlısı 14 Mart grubundan yana tercih kullanması, ABD ve AB’nin yoğun baskısına bağlanıyor, ya da cazip teşviklere. Bu teşviklerin neler olduğu bilinmiyor. Fakat Sünni toplumda İsrail’e karşı direniş ve Lübnan’ın bağımsızlığının savunulması duygusunu bir kenara itebildiğine göre ayartıcı değere yüksek promosyonlar sözkonusu olsa gerek.
Suriye basını seçimde Batılı güçlerin adeta para saçtığını ve oyların satın alındığını açıkça ilan etti. Gerçi Suriye basını konu etmese de Suudi Arabistan’ın temsil ettiği Arap liginin de Lübnan’da Sünniler ve Maruniler üzerinde yoğun bir baskı kurduğu söylenebilir.
Lübnan’da Sünniler ve Marunilerin siyasi tercihiyle 14 Mart hükümeti bir kez daha seçimi kazandı. Fakat Hizbullah’ın başını çektiği muhalif güçler, çoğunluğun ülkede totaliter bir rejim kuramayacağını, oluşturulacak hükümette Meclis’teki azınlığın haklarının korunması gerektiğini savunuyor. Bir önceki hükümet döneminde ülkedeki siyasi kriz, 14 Mart koalisyonunun kabineye muhalefetten temsilci alması ve muhalefete bakanlar kurulu kararlarını veto hakkının verilmesiyle sona ermişti.
Seçim sonrasında 14 Mart koalisyonunun nasıl davranacağı henüz bilinmiyor. Eğer Batılı ülkeler krizin tırmandırılması senaryosunu hayata geçirirse Lübnan’da gergin günlerin başlayacağı öngörülebilir. Bunu önleyecek tek seçenek milli birlik hükümetinin kurulması olabilir. Nitekim Hizbullah, seçim kampanyası sırasında, parlamentoda çoğunluğu sağlasalar bile milli birlik hükümeti kuracaklarını vadetmişti. 14 Mart koalisyonunun ise böyle bir taahhüdü yok.
Seçimlerden muzaffer çıkan 14 Mart koalisyonu kabinede muhalefete hiçbir şekilde yer vermez ve milli birlik hükümeti kurmaya yanaşmazsa ne olur?
Hizbullah lideri Nasrallah, Lübnan’daki iç siyasi kriz boyunca Direniş’in elindeki silahın namlusunu asla Lübnan’ın içine çevirmeyeceğini defalarca tekrarlamıştı. 14 Mart koalisyonu bu güvenceye dayanarak siyasi kriz çıkması pahasına hükümeti tek başına kurabilir ve muhalefeti dikkate almayabilir. Hizbullah ve beraberindeki muhalefetin bu tavra nasıl tepki vereceği bilinmiyor. Ama her halükarda şiddete başvurmayacağı, sadece siyasi araçlarla iktidara muhalefet etmeyi sürdüreceğinden emin olunabilir.