Bu arada, nükleer faaliyetleri tamamen uluslar arası atom enerji kurumunun denetiminde olan İran'ın bu çalışmaları bizzat kurumun genel müdürü Muhammed El'Beradei tarafından barışçı olduğuna dair teyitlere rağmen, nükleer teknolojiyi, hatta nükleer başlıklı binlerce füzeyi elinde bulunduran bazı güçlü devletlerin ve şeytani güçlerin, İran'a yönelik propaganda saldırısı bu sefer geri tepti.
İran'a nükleer enerjiyi bile yasaklayan ABD gibi ülkeler İran'ın komşu ülkeleriyle hatta NPT üyesi olmayan ülkelerle askeri nükleer işbirliğinde bile bulunurlarken, terör rejimi İsrail'in, İran'a yönelik askeri tehditlerinden bir netice alamaması ve İran'ın savunmanın her alanında kendine yeterli olması, öte yandan İran'ın, düşmanın muhtemel her saldırısına anında cevap vereceğine dair kararlı tutumu kuşkusuz bölgede en çok da, terör rejimi İsrail'i korkutmaktadır.
Terör rejimi İsrail'in, bu zamana kadar İran ve komşuları arasında fitne çıkarmaya dayalı siyasetlerinde bir netice alamamasının ardından yeni bir senaryo da, İran'ın nükleer gücünün Siyonistleri bölgeden kaçırdığı yönünde.
Zira, Gazze Şeridi'ndeki savunmasız Filistinlileri dünyanın en gelişmiş silahlarıyla, çok feci bir şekilde bombardıman eden terör rejimi İsrail'in bu saldırılarını adeta şenlik babında kutlayan siyonistlerin, bugünlerde İran'ın nükleer güce tamamen kavuşması halinde işgal altındaki Filistin topraklarındaki siyonistlerin dünyanın başka yerlerine gideceklerine dair haberler gündemi dolduruyor.
Zira, Tel Aviv Üniversitesine bağlı İran Etütleri Merkezince düzenlenen bir kamuoyu yoklamasına göre, İran'ın 'sözde' nükleer silahlara sahip olması durumunda siyonistlerin yüzde 23'ünün, ülkeyi terk edebileceği mesajı verildi. 509 yetişkin İsrailli arasında yapılan kamuoyu yoklamasına katılanların yüzde 85 dolayındaki bölümü, İran'ın atom bombasına sahip olmasından korkuyor. Yüzde 57 oranındaki bir grup ise ABD'nin İran'la diyaloğu öngören yeni inisiyatifinin başarısız olacağı görüşünde. Siyonist toplumun yüzde 41'i ise siyasi gelişmeleri beklemeksizin İsrail'in İran'ın nükleer tesislerini vurması gerektiğine inanıyor. İran Etütleri Merkezi Başkanı Prof. Dr. David Menaşri, kamuoyu yoklamasının sonuçlarıyla ilgili olarak Haaretz gazetesinde yayımlanan açıklamasında, "abartılı ve gereksiz korkuları yansıtan bulguların endişe verici olduğunu" söyledi.
İran'ın nükleer faaliyetlerinin asla askeri olamayacağı, zira İran'ın zenginleştirmekte olduğu uranyum düzeyinin kesinlikle askeri amaçlı olmadığı bizzat Uluslar arası atom enerjisi kurumu denetçileri tarafından bildirilmesine rağmen, terör rejiminin kendi toplumu içinde böyle bir atmosfer oluşturması aslında bunların temeli kan ve işgal üzerine kurulu siyonist İsrail'e pamuk ipliğiyle bağlı olduğunu göstermektedir. Bilindiği üzere maddiyatçı zihniyetle siyonistlerin varacakları yol elbette her zaman üstünlüktür ama aynı zihniyetle Lübnan'a 2006'da saldırdıklarında, bizzat o askeri güce güvenen Siyonistler, Lübnan Hizbullah hareketinin 60 ila 70 kilometre menzilli roket ve füzelerinin düştüğünü gördüklerinde nasıl da, kentlerinden kaçtıkları veya kaçamayanların da günlerce evlerinin altlarında bulunan sığınaklarından çıkamadıkları hatırlandığında siyonist toplumun son derece korkak olduğu kuşku götürmez bir gerçektir. Siyonist rejimin nükleer başlıklı yüzlerce füzeye sahip olması bunun için bir şey ifade etmezken, bölgenin İslami mukavemet güçlerinin her biri aslında terör rejimi İsrail için bir nükleer silah niteliğindedir. Bunun için terör rejiminin İran'ın askeri gücünü sürekli olarak gündeme getirmesi, gerçekte kendi toplumu içinde bu rejime olan güvensizliği daha da tetikleyecektir.006/0011-