Çocuğunuzun kafasını karıştırmayın.
Çocukları tehdit ederek korkutmak, bize yardımcı olamadığı gibi onların ters tepki vermelerine de sebep olabilir. Aslında çocuğumuzu sözlü olarak uyardığımız her defasında o işe yönelmesinin ihtimalini bir o kadar arttırıyoruz. “bir daha bunu yaparsan” dediğimiz her defasında çocuğumuzu bir mücadeleye davet ediyoruz. Daha doğrusu, bu şekilde çocuğumuzu, kendisini göstermek için cesaretlendirmişiz diyebiliriz; dolayısıyla kesinlikle bu tür sözlü tehditlerden kaçınmalıyız.
Hiçbir zaman yanlış davranışlarla çocuğumuza doğruyu öğretemeyiz. Çocuklarımız, sosyal kurallar, ilk olarak bizden ve bir sonraki aşamada ise diğer insanlardan öğreniyorlar; ama maalesef birçok baba ve anne, sosyal kuralları çocuklarına öğretirken, bu kurallara uymuyor. Örneğin çocuğunuz bir büyüğüne selam söylemeği veya elini öpmeği ihmal ettiğinde ona kızarak ve diğer insanların yanında azarlayarak bunu ona yaptırıyorsanız, bu, yanlış bir davranıştır ve eğitici olmadığı gibi çok kötü sonuçlar da doğurabilir.
Ama aynı hatayı çocuğunuzda görüyor ve o anda tepki göstermek yerine daha sonra çocuğunuzla baş başa konuşarak bu hatasını yumuşak bir dille ona hatırlatıyorsanız işte bu durumda başarılı bir yöntem uyguladığınızdan emin olabilirsiniz.
Çocuğunuzu terbiyesizlikle suçlayarak kesinlikle ona öğretmek istediğinizi öğretemezsiniz, çünkü böyle bir durumda çocuğunuz size karşı cephe alacaktır ve aktarmak istediğiniz konuların hiçbirisini kabul etmeyecektir.
Çocuğunuz yalan konuştuğunda, yapmanız gereken en uygun iş, direkt olarak konuyu açmak ve doğruyu konuştuğu halde hiçbir sıkıntı yaşamayacağı yönünde güvence vermektir.
Ama her şeyden önce çocuğunuzun gerçekten yalan konuştuğundan emin olmalısınız zira küçük yaştaki çocuklar çoğu zaman hayallerini gerçekmiş gibi anlatabiliyorlar; bunu yalan diye nitelendiremeyiz ama daha büyük yaşlarda gerçeği farklı yansıtmak, yalan olarak algılanmalıdır.
Çocuğumuzun anne veya babası olduğunuzu unutmamalısınız, siz bir polis ya da savcı değilsiniz, karşınızdaki çocuk da sizin çocuğunuzdur, ifadesini aldığınız bir zanlı değil. Dolayısıyla bir yalan konuşmuş olsa dahi bunu çok büyüterek çocuğumuzu haddinden fazla sıkıştırmamalıyız. Kısacası, çocuğunuzun bir daha yalan konuşmamasını gerçekten istiyorsak onu köşeye sıkıştırmak yerine neden yalan konuştuğuna bakmalıyız; kendimize soralım, acaba neden bana açılıp da gerçeğini söyleyemiyor? Neden yalan konuşmak ihtiyacı duyuyor? Buna bir cevap bulup doğru sinyalleri çocuğumuza yansıtırsak, bir daha yalan konuşmayacağından emin olabiliriz.
Çocuğunuzun arkasında olduğunuzu, onu yalnız bırakmayacağınızı ve ne olursa olsun onu seveceğinizi ona hissettirin. Genellikle çocuklar, büyüklerinin kızmasından yada ceza vermesinden korktukları için yalan konuşurlar. Bir yaramazlık yapmışsa, yanlışlıkla bilmeden bir hata yapmışsa, sizden yana içi rahat olduğu takdirde içindekini kolaylıkla size açacaktır ve olayı olduğu gibi size yansıtacaktır ama sizin azarlamanızdan veya cezalandırmanızdan korkuyorsa gerçeği gizleyip saptırıp veya değiştirerek bundan kurtulmaya çalışacaktır.
Çocuğunuzun yalan konuştuğundan emin olduğunuz durumlarda hiç çekinmeden ve direkt olarak konuyu açmalısınız, olayı olduğu gibi dile getirmeli ve sebebini sormalısınız, ama güzel bir dille; incitmeden ve sıkıştırmadan; çocuğunuzun yanında olduğunuzu ona hissettirerek.
Kesinlikle, kinayeli, incitici ve sert ifadelerle çocuğumuzla konuşmamalıyız; aşağılayıcı ifadelerin ne denli yıkıcı bir etki bıraktığını tahmin bile edemezsiniz. Maalesef birçok baba ve anne çocuğunun en ufak yanlışını gördüğünde bile onu aşağılayıcı sözlerle incitebiliyor ve onunla alay edebiliyor; “geri zekâlı”, “sağır mısın oğlum sen?” “görmüyor musun?” ve benzeri ifadeler her ne kadar birçok ailede alışıldık ifadeler sayılsa da çocuğun şahsiyetini oldukça kötü etkileyen sözcüklerdir.
Bu tür sözcükler, çocuğunuzun gelişimine katkı sağlamadığı gibi size karşı çok olumsuz duygular beslemesine sebep oluyor; en yıkıcı etkisi ise çocuğun gerçekten kendisini başarısız hissetmesine sebep olmasıdır. Bu sözcükleri duyan bir çocuk, özgüvenini yitiriyor ve gerçekten kendisini geri zekalı ve başarısız bir insan olarak görmeğe başlıyor.
Bu tür çocuklar, her zaman kendilerini diğer insanlardan daha aşağı gördükleri için yanlış ve kötü işlere çok daha eğimli oluyorlar ve bu tür işlerle kendilerini tatmin etmeğe çalışıyorlar; kendilerine karşı olumlu bir bakışları olmadığı için ise başarıyı çok uzakta görürler ve potansiyel olumlu yeteneklerini fark edemiyorlar ayrıca başarılı olabilecekleri iyi işlere de eğilim göstermiyorlar.
Çocuğunuzla konuştuğunuzda onun kişiliğini incitecek davranışlardan kaçınmamız gerektiğini ve gayet saygılı bir şekilde ona hitap etmemiz gerektiğini unutmamalıyız; anne ve babasından saygı gören bir çocuk, kendisine güvenir ve kendisine saygı gösterdiği için kötü ve olumsuz işlere de bulaşmaz.
Kesinlikle çocuğunuzu kandırmaya çalışmayın, yapamayacağınız bir söz vermeyin veya verdiğiniz sözü yerine getirmemek gibi bir yanlışa düşmeyin.
Anne ve babasının yalan konuştuğunu gören bir çocuk, her fırsatta onlara karşı yalan konuşmaktan çekinmeyeceği gibi artık büyüklerine de güvenemeyecektir; bu nedenle söylenilen her söze inanmayacaktır ve güvence isteyecektir. “yemin ederim”, “söz veriyorum” ve benzeri ifadeler, genellikle bu tür ilişkilerde kendisini gösteriyor; kısa bir süre sonra ise iş çığırından çıkıyor ve düzeltilemez bir hal alıyor.
Yeminlere dayalı bir ilişki, sağlıklı bir ilişki olmadığı gibi uzun süreli bir ilişki de olamaz zira yeminlerin de kırılmasıyla bu yöntemin de işe yaramadığı çok kısa bir sürede ortaya çıkacaktır ve artık güvence sağlayan hiçbir araç kalmayacaktır.
Çeviri/Zehranet.