Gerçek şu ki “İrade” olarak adlandırdığımız güç, insanın fıtri bir özelliği değildir; yani hiçbirimiz, güçlü veya zayıf bir iradeyle doğmuyoruz. İrade, insanların daha sonra kazandıkları ve zamanla güçlendirdikleri veya güçsüzleştirdikleri bir özelliktir. Yaşadığımız hayat şartları ve bulunduğumuz ortamlar, bizdeki iradenin oluşması veya değişime uğraması yönünde oldukça etkilidir.
Söz konusu bir çocuk olduğu zaman, irade konusu da farklılık kazanıyor; bir çocuk, sizin dünya görüşünüze sahip değildir ve sizin gördüğünüz dünyayı tamamen farklı bir şekilde görüyor, sizin gibi olayların ilerisi veya gerisini göremiyor dolayısıyla sizin sahip olduğunuz irade gibi bir iradeye de sahip değildir. Dolayısıyla çocuklarınızın sizin gibi azimli olmamaları, onlardaki bir eksikliğin belirtisi değildir.
İradeli ve dayanıklı insanlar, genellikle dünya görüşü gelişmiş insanlardır, diğer bir deyimle insandaki irade gücü ve olumsuzluklar karşısında daha dayanıklı olması onun bilinci ve inancıyla bağlantılıdır. Bu dünyanın gelip geçici olduğuna inanan bir insan, rahatlıkla dünya zevklerinden uzak durabilirken her şeyin sadece bu dünyadan ibaret olduğunu düşünen birisi asla bu zorluklara göğüs geremiyor. İmanlı askerlerin savaş meydanında hiçbir engel tanımaması da bundan kaynaklanıyor.
Çocuklarda ise bu tür konular direkt olarak söz konusu değildir; çocuklar, gördüklerinin ötesini sizin gibi göremezler, onlara gelecekle ilgili şeffaf bir tablo çizemezsiniz. Örneğin derslerine iyi çalıştığı takdirde ne tür bir geleceğe sahip olabileceğini ve bunu yapmadığı takdirde ise nasıl zorluklara katlanacağını tam olarak ona anlatamazsınız. Ama bütün bunlarla birlikte birkaç basit ama hassas konuya dikkat ettiğiniz takdirde karşınızda azimli bir çocuk görebilirsiniz.
Çocuğunuzun iradesinin şekillenmesi için gerekli olan malzemeler bunlardır: 1- Belirli bir hedef ve amaç 2- Belirlenen hedefin, korunması 3- Yetenekleri gözetmek (hedefin belirlenmesi doğrultusunda) 4- Yetenekleri gözetmek (isteklerini erteletmek konusunda) 5- Yetenekleri gözetmek (dayanıklılık konusunda) 6- Yetenekleri gözetmek (etkileşim ve kopyalama konusunda)
Bir baba veya anne olarak yaptığımız en yaygın hatalardan birisi çocuklarımızın ısrarı karşısında sabır göstermemek ve kısa bir ısrardan sonra çocuğumuzun istediğini yerine getirmektir. Örneğin çocuğunuz sizinle birlikte park’a gitmek istiyor veya bilgisayarda oyun oynamasına müsaade etmenizi istiyor ve siz de şu an için bunların uygun olmayacağını düşünerek, “hayır şimdi olmaz” yanıtını veriyorsunuz; örneğin şöyle diyorsunuz: “önce ev ödevlerini yap daha sonra park’a gideriz veya daha sonra bir saat oyun oynaya bilirsin”. Ama çocuğunuz ısrarla şimdi park’a gitmek istediğini veya bilgisayarda oyun oynamak istediğini söylüyor ve hatta ağlamaya başlıyor. İşte burada birçok anne ve baba geri adım atıyor ve çocuğunun isteğine teslim oluyor.
Bu eylem, birkaç yanlışı da beraberinde getiriyor, diğer bir deyimle çocuğunuza birkaç zarar veriyor. Çocuğunuz, artık her istediğini ısrar yoluyla almaya başlıyor ve en kötüsü, kararlı olmak konusunda da farkında olmadan sizi örnek alıyor, böylece sabretmesi gereken zorluklar karşısında çok çabuk direncini kaybedebiliyor ve zorluklarla uğraşmak yerine onlardan kaçmayı tercih ediyor. Kısacası sizin bu davranışınızın yan etkileri sandığınızdan çok daha tehlikelidir.
Gerçek şu ki hiçbir araba frensiz olamadığı gibi hiçbir irade de frensiz olamaz, sizin çocuğunuz, istekleri doğrultusunda hiçbir sınır ve engel tanımıyorsa ve hiçbir şey onu durduramıyorsa, bu onun iradeli olduğunu göstermez. Çocuk, kendisine bir hedef belirtmesini ve o hedefe doğru hareket etmesini öğrendiği zaman, iradeli bir çocuktur.
Çocuklara yönelik yaptığımız yaygın hatalardan bir diğeri ise onlardan fazlasını beklemektir. Örneğin dört yaşında bir çocuğunuz var ve sizin gibi düzenli olmasını bekliyorsunuz; zamanında yemek yiyecektir, zamanında uyuyup kalkacaktır, oyuncakları yerli yerinde olacaktır ve saire. Unutmayın, o daha dört yaşında ve sizin sahip olduğunuz birçok bilgiye sahip değildir. Dolayısıyla onu düzenli bir hayata alıştırırken sıkıştırmanızın ve hatta bazen cezalandırmanızın hiçbir haklı yönü yok.
Buna karşılık bazı ebeveynler de çocuklarını tamamen bir serbestlik ve özgürlük içerisinde büyütmeğe çalışıyorlar ve hiçbir olumlu alışkanlık yönünde çaba göstermiyorlar. Örneğin çocuklarının bütün yanlış hareketlerini “o daha çocuktur” diyerek doğal karşılıyorlar.
Bu da başka bir yanlıştır, o daha çocuk olabilir ama onun yerine bütün işlerini, siz yapıyorsanız, o böyle alışacaktır ve her zaman bunu, sizin bir göreviniz gibi algılayacaktır. Evet, dört yaşında olabilir ama en azından oyuncaklarını toplamasını baskı yapmadan güzel bir dille isteyebilirsiniz.
Çocuğunuzun gelişmiş bir iradeye sahip olmasını istiyorsanız onun yaşını göz önünde bulundurarak bir düzen’e alıştırmalısınız; yani çocuğunuz, neyi ne zaman yapacağını bilmelidir örneğin ne zaman ders çalışması gerektiğini ne zaman oynayabileceğini ve ne zaman yemek masasında bulunması gerektiğini açıkça bilmelidir.
Günlük hayatında belli bir düzene tabi olan çocuklar diğer çocuklara oranla çok daha kolay eğitilebilir ve kişiliklerine şekil verilebilir.
Çocuğunuza bir aile hissini kazandırmanız size bu yönde çok yardımcı olacaktır dolayısıyla evle ilgili bazı sevdiği ve ilgi duyduğu sorumlulukları üstlenmesi çok faydalı olacaktır örneğin çiçeklerin sulanması, sofranın kaldırılmasına yardım etmesi ve saire.
İrade oluşumundan sonra yapılması gereken en önemli ve en hassas iş, oluşan iradeyi geliştirmektir. İradeli çocuğu tanımlarken, “belirli bir hedefi olan ve o hedef’e doğru kararlı bir şekilde ilerleyen” çocuktan bahsettik; çocuğunuzu bu seviyeye ulaştırabilen ebeveynler, bu akışın zamanla çocuklarının iradesini daha da geliştireceğinden ve ideal seviyeye ulaştıracağından emin olabilirler, yeter ki çocuğun iradesini zedeleyecek eylemlerden kaçınsınlar.
İradeyi zedeleyen en önemli ve maalesef en yaygın hatalardan birisi, ebeveynler arasındaki anlaşmazlık veya iletişim kopukluğudur; şöyle ki örneğin siz bir baba olarak oğlunuzun bir iş yapmasını istiyorsunuz (örneğin ev ödevlerini) ama annesi bunu yapmayabileceğini ve arkadaşlarıyla oynayabileceğini söylüyor. Bu tür davranışlar çocuğunuzu ikiyüzlü olmak ve hilekârlıkla tanıştıracaktır. Çocuğunuzun yaşı küçük ise durum daha da vahimleşiyor ve çocuğunuz duygusal boşluk yaşayabiliyor, doğal olarak da bunun zararları size dokunuyor zira duygusal yönden tatmin olmayan küçük yaştaki çocukların verdiği zorluklar, söylemekle bitmeyen türden zorluklardır.
Burada baba ve annelerin, (büyüklerin) dikkat etmesi gereken en önemli konu, aralarındaki anlaşmazlık veya iletişim kopukluğunu kendi aralarında çözmek veya en azından çocuklara yansıtmamaktır. Çocuğunuz, sizi bir bütün olarak görmeli ve bu şekilde benimsemelidir, ancak bu şekilde kendisini güvende hissedebilir ve ancak bu şekilde ileriye dönük sağlam ve kararlı adımlar atabilir.
Verdiğiniz sözlerde durarak doğru olmayı çocuğunuza öğretin ve yerine getiremeyeceğiniz sözler vermek yerine yapabileceğinizden emin olduğunuz sözler vermeği tercih edin ve mutlaka verdiğiniz sözleri yerine getirin. Bu şekilde çocuğunuz size güvenebileceğini öğrendiği gibi verdiği sözlerde durmasını da öğrenecektir.
Çocukluk yılları çocuğunuzun iradesine şekil verebileceğiniz en uygun yıllardır dolayısıyla bu yılları değerlendirerek gelecek için iradeli azimli ve kararlı bir insan yetiştirebilirsiniz. Unutmayın ki her zaman, hata yapmamak o hataları düzeltmekten çok daha kolaydır; dolayısıyla çocuk eğitimiyle ilgili bilgilerinizi genişleterek çocuğunuzu daha sağlıklı bir şekilde eğitebilirsiniz.
Son söz.
Büyük üstat, Şehit Murtaza Mutahhari şöyle yazıyor: “Eğitim, canlı bir varlığın sahip olduğu yetenekleri ortaya çıkarmaktır dolayısıyla eğittiğiniz kişinin sahip olduğu yetenekleri açığa çıkarmaya çalışın.” (daha fazlasını değil)
Bütün insanlar, özgür iradeyle hayatlarına şekil veriyorlar, dolayısıyla iradesiz bir insan söz konusu olamaz.
Son olarak, çocuğunuzun iradesini geliştirirken göz önünde bulundurmanız gereken önemli konuları sıralamak isterim.
1- Ebeveynlerin, çocuğa yönelik ve kendi aralarında olan diyaloglarında, “farklılık” olmamalıdır.
2- Çocuğunuza karşı, doğru olmalısınız.
3- Onun özgürlüğünü zedeleyecek ve kişiliğini incitecek davranışlardan kaçının.(örneğin fiziki şiddet veya arkadaşları yanında küçük düşürmek)
4- Çocuğunuza sorumluluk verin. (size basit gelse bile)
5- Çocuğunuzun yardımlaşma ruhunu geliştirin. (örneğin oyuncaklarını paylaşması)
6- Çocuğun yanında irade zayıflığını gösteren davranışlardan kaçının.
Çeviri/Zehranet.