Ana Sayfa Haberler Multimedia Foto Galeri Çocuk Dünyası Hakkımızda Ziyaretci Defteri Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Sitene Ekle İletişim

AŞURA DESTANI 05/01/2009 / 01:29

Hüseyni Kıyamın Sebepleri

Bazı ilim ehli kimseler ve kimi yazarlar İmam Hüseyin'in niçin Yezid bin Muaviye'ye biat etmediği ve kanlı kıyam yolunu seçtiği sorusuna cevap mahiyetinde şöyle derler

 

 

Hamd, alemlerin Rabbi ve bütün mevcudatın yaratıcısı Allah'a mahsustur. Selat ve selam peygamberlerin sonuncusu Muhammed ve onun masum Ehl-i  Beyti'ne olsun

"Allah yolunda öldürülenleri ölüler zannetmeyin, onlar diridirler ve Rableri katında rızıklanmaktadırlar. Allah'ın, fazlından kendilerine verdiği şeylerden ötürü mutludurlar. Henüz onlara ulaşamayanlara, kendileri için korku ve hüznün olmadığını müjdelemek isterler. Yine Allah katından bir nimet bolluğu ve Allah'ın müminlerin ecirlerini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler." [1]

Bazı ilim ehli kimseler ve kimi yazarlar İmam Hüseyin'in niçin Yezid bin Muaviye'ye biat etmediği ve kanlı kıyam yolunu seçtiği sorusuna cevap mahiyetinde şöyle derler: "İmam Hüseyin babası Ali ve kardeşi Hasan'dan geriye kalan tecrübelerden yola çıkarak, teslim olup biat etse de sonunun öldürülmek olduğunu biliyordu. Teslim olmasa da ölümden başka birşey elde edemeyecekti. Yaşama yolu kalmadığından kendi elleriyle ölümü seçti." Oysa bunlar asılsız ve İmam Hüseyin'in mukaddes kıyamına layık olmayan çirkin ifadelerdir. Bu sözleri kim söylerse söylesin çirkindir ve İmam Hüseyin'in kıyamıyla alakası yoktur. Eğer, mesele böyle olsaydı, yani İmam Hüseyin'in hayatta kalabilmek için hiç bir çaresi kalmadığından ölmeye karar vermiş olsaydı, o zaman onun yaptığı bu amelin hiçbir değeri olmazdı. Eğer durum böyle olsaydı Kerbela Kıyamı dünyadaki İslami ve dini kıyamların kaynağı haline gelmezdi. Oysa bu kıyamın hür vicdanlarda  böylesine geniş çaplı bir tepkiye sebep olması, gerek ondan önceki ve gerekse ondan sonraki kıyamların kaynağı durumuna gelmesi, bu mukaddes kıyamın daha derin bir içeriğe sahip olduğundan dolayıdır. İmam Hüseyin hicretin 60. yılında İslam ümmetinin büyük ve tehlikeli bir sapmayla karşı karşıya olduğunu gördü. Kanlı bir kıyamdan başka, bu şiddetli sapmanın önünü alabilecek bir çare yoktu. Böyle mukaddes bir kıyamdan başka hiç bir şey İslam ümmetinin karşı karşıya bulunduğu bu bozukluk ve fesadın önünü alması mümkün değildi. Dolayısıyla, İmamın yaşayabilmesi için hiçbir çare kalmamıştı yerine "İslam'ın hayatını sürdürmesi için İmamın kıyamından başka bir çare kalmamıştı artık" demek daha yerinde olur. Hz. Hüseyin (a.s) eğer bu ümmetin hayatta kalmasını istiyorsa, Hz. Hüseyin'in  rüya aleminde Resulullah (s.a.a )'ten aldığı şu iki vakıa gerçekleşmeliydi:

1- Allah kendi yolunda senin şehadete ermeni ister.

2- Allah, çocuklarının da esir edilmesini diledi.

Hz. Hüseyin'in çocukları, bacıları İslam alemine tahakküm eden Emevileri ifşa ettiler; zalim Yezid'in gerçek yüzünü ortaya koyarak onun İslam ile bir alakasının olmadığını, Müslümanlara anlattılar.. İmam Hüseyin'in kıyamını anlatarak bu kıyamı canlı tuttular ve gelecek kıyamlar için zemin hazırlamış oldular.

Bu kıyamın gerekçelerini ve Hüseyin'in kıyam sebebini anlamak için en sağlam yöntemlerden biri Seyyid-üş Şühedanın kendi vasiyet ve konuşmalarını incelemektir. Osman'ın hilafetinin son yıllarından itibaren kıyamın gerekçeleri yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Bilindiği gibi Medine valisi Utbe b. Eb-i Süfyan, Yezid b. Muaviye'nin emri üzerine, Hüseyin b. Ali'ye biat etmesi için baskı yapıyordu ve netice de Recep ayının 27. gecesi Velid'in evinde büyük bir münakaşa olmuş, Seyid-üş Şüheda cevabını ertesi güne bırakarak, evi terketmişti. Ertesi gün, Abdullah bin Zübeyr korkuya kapılarak Medine'den kaçmış. Fakat, İmam Hüseyin henüz Medine'de idi. Muaviye'nin ölümü ve Yezid b. Muaviye'nin yerine geçmesi haberinin halk arasında nasıl bir etki yarattığını anlamak üzere şehri dolaşan İmam, Medine sokaklarında Mervan bin Hakem'le karşılaşır. Mervan ona: Ey Eba Abdullah  "Ben senin hayrını istiyorum. Bana itaat et ki rüşt bulasın" der. Hüseyin (a.s) Eğer benim hayrım için söyleyeceğin bir şey  varsa, söyle dinliyorum diye karşılık verince Mervan "Ey Hüseyin" der, "Ben Mervan bin Hakemim, Yezid b. Muaviye'ye biat etmeni emrediyorum. Onu halife, imam ve İslam ümmetinin önderi olarak tanıyacaksın. Eğer böyle yaparsan; hem dinin, hem de dünyan için hayırlı bir iş yapmış olursun. Eğer Yezid'e biat etmezsen, şarap içen bu adama teslim olmazsan hem dinini hem de dünyanı mahvedersin. Bunun üzerine İmam:

"Biz, Allah'tan geldik ve yine ona döneceğiz." Ve şöyle ekledi: Eğer İslam ümmetinin yönetimi Yezid bin Muaviye'nin eline düştüyse, başka bir tabirle ümmetin imamı Yezid gibi biri olursa o zaman artık İslam'a veda etmek gerekir. (Bu İslam'ın her yönüyle mezara gömüldüğü anlamına gelir.) Resulullah (s.a.a)'ten duydum ki, hilafet Ebu Süfyan sülalesine haramdır."

Hz. Hüseyin ile Mervan arasında söz uzadı, ve sonunda Mervan kızgın bir halde oradan uzaklaştı. Kufe halkına üç ayrı aşamada gönderdiği mektuplardan sonra bir başka yerde yine  Hüseyin b. Ali'den bir mektupla karşılaşıyoruz. Kufe halkının, kıyamda Seyyid-üş Şüheda'ya (Hz. Hüseyin'e) yardıma hazır olduklarına dair gönderdikleri mektupların tümü üç merhalede eline ulaşmıştır. Mektupların bir kısmı 10. gün, bir kısmı 12. gün,  diğer bir kısmı ise 14. gün ulaştı. Üç merhalede. Altı gün ara ile Kufe halkının bütün mektupları ulaştı. İmam Hüseyin de Müslim b. Akil'i Irak'a doğru göndermeye karar verdi. Ramazanın Ayı'nın 15'inde Müslim'i Kufe'ye gönderdi. Müslim'i Kufe'ye göndermeden önce, Kufe halkının mektuplarına cevap mahiyetinde Said b. Abdullah Hanefi ve Hani Hemdani ile bir mektup yazıp gönderir. Hüseyin b. Ali, mektubunda kıyamının sırrını tekrar şöyle açıklıyor:

"Nefsime yemim ederim ki, Müslümanların imamı, ancak Kur'an'la hükmedendir, adaleti ayakta tutan, hak dine uyan, nefsini Allah yolunda adayan ve daha açık bir deyişle kendisini Allah'a vakfedendir."

Muhammed b. Cerir  Taberi'nin Tarih-ul Umem vel Mulk adlı meşhur tarih kitabında, Hz. Hüseyin (a.s)'ın Zihasm  diye bilinen yerde konakladığında yaptığı bir konuşmayı nakletmektedir. Burası, İmam Hüseyin'in Irak ordusu tarafından kuşatılma tehlikesiyle yüz yüze olduğu bir yerdi. İmam (a.s ) orada yaptığı konuşmasının bir yerinde kıyamının sırrını bir kez daha şöyle açıklamaktadır:

Halkın mevcut durumu böyledir ve İslam ümmeti böyle bir durum arz ettiği müddetçe Hüseyin'in kıyam  etmesi farzdır. Kiminiz benden sorup duruyor: Neden teslim olmuyorsun? Niçin biat etmiyorsun? Niye bu İslam yönetimini kabul etmiyor, Muaviye b. Ebu Süfyan'ın oğlunu İslam ümmetinin halifesi ve lideri olarak tanımıyorsun? Bu soruları niçin soruyorsunuz? İslam ümmetinin durumunu görmüyor musunuz siz? Hakka amel edilmediğinin farkında değil misiniz? Hak ile amel edilmediğinin, halkın batıldan ayrılmadığını görmüyor musunuz? Ben bu yolda ölmeyi şehadet telakki  ediyorum. Mevcut şartlarda yaşamayı ise kendim ve müminler için yenilgi, rezalet, uyuşukluk ve ruhsuzluktan başka bir şey olmadığına inanıyorum.

İbn-i Esir El-Kamil  Fit-Tarih adlı kitabında şöyle yazar: İmam Hüseyin, Hür b. Yezid  Riyahi ile karşılaştıktan sonra iki konuşma yaptı. Konuşmalardan biri öğle namazından önce, diğeri ise ikindi namazından sonra idi. İkindi namazından sonra Hüseyin bin Ali (a.s) ayağa kalktı ve Hür b. Yezid Riyahi ile ashabına dönerek şöyle seslendi:

Ey insanlar Eğer sizler Allah'tan korkan, takvalı ve hakkı, ehli için görenler olursanız, bu Allah'ın sizden daha çok hoşnut olmasına vesile olur.

Buradaki hak, bütün hakların Üzerine kurulu olduğu haktır. Öyle bir hak ki; çiğnenince, ayaklar altına alınınca tüm haklar ve haklılıklar çiğnenmiş olur. İslam ümmetine rehberlik önderlik yöneticilik hakkıdır bu.

İmam Hüseyin, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Ey halk Biz Peygamber'in Ehl-i beyt'i Hatem-ül Enbiya'nın varisleri, sizi yönetme, sizin dünya ve dininizin yöneticiliğini üstlenmek konusunda önceliğe sahibiz. Bu kutsal ve hassas makama sahip olduklarını iddia eden (Emeviler) zalimdirler ve onlar, böyle bir makama layık değildirler, sizin aranızda zulüm haksızlık ve adaletsizlikle amel edenler, Peygamber'in halifeleri, İslam ümmetinin yöneticileri ve Kur'an-i Kerim'in davetçileri olarak kabul edilemezler.

Yine, Tarihçi Muhammed b. Cerir Taberi, İmam Hüseyn'in "Beyza" bölgesindeki bir konuşmasını nakletmektedir. Beyza, Hicaz ve Irak arasındaki bir yerin adıdır. Irak topraklarında yer almaktadır. Taberi'nin naklettiğine göre İmam Hüseyin'in burada kendi ashabı ve Hür bin Yezid Riyahi'nin yanındakilere hitaben yaptığı konuşma, ne için kıyam ettiği meselesini daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İmam (a.s) bu hutbelerinde şöyle buyurur:

"Ey insanlar! Büyük babam İslam ümmetinin Peygamberi şöyle buyurdu: Her kim Allah'ın haram kıldığını helal sayan, Allah'ın koyduğu sınırları aşan, Allah'a olan ahdini çiğneyen ve Resul'ün sünnetine karşı çıkan zalim bir sultan, adaletsiz bir yöneticiyi görür de kıyam etmez, amelen veya en azından sözle bunu engellemezse, Allah bu Müslümanı o  zalim sultan ile aynı hükme tabi tutmayı kendine vacip görür.

Hz. Hüseyin'in burada işaret etmek istediği Yezid bin Muaviye'dir. Yezid böyleydi ve Kur'an'ın tabiriyle ateşe götüren önderdi. Önderler ve yöneticiler her zaman kendi ümmetlerini cennete doğru yöneltmezler. Bazı yöneticiler toplumlarını dünya ve ahiret saadetine doğru yöneltirler. Ancak Kur'an'ın açıkladığı üzere bazıları-ki burada Yezid açık bir örnektir- kendi toplumunu ateş ve azaba sürüklerler; toplumlarını cehenneme doğru sevk ederler: Bir lider veya İmamın, insanlar arasında haksızlık ve zülüm işlediğini, işleri adaletsizlik üzere yürüttüğünü her kim görürse ona karşı çıkmalıdır.

İmam Hüseyin, İslam ümmetinin vaziyetinin hicretin altmışıncı yılında bu duruma geldiğini belirttikten sonra buyurdular ki:

Ey halk! Biliniz ki bunlar (Yezid ve etrafındakiler) şeytanın yolunu takip etmekteler, şeytana itaat etmeyi kendilerine gerekli kılmışlar ve Allah'a itaat etmeyi bırakmışlar. İslam ümmeti arasında açıkça fesat işlemektedirler. Allah'ın ahkamını, hududullah'ı terk etmişler. Evet, Yezid dönemindeki icraat buydu, sıradan bir insan hata yapar veya halktan birisi had gerektiren bir amel işlerse ona  had uygularlar, ama kendi çevrelerinden veya çıkarlarını sağladıkları kimselerden biri, yüz defa had cezası uygulanacak suç işlerse, ona bir kırbaç bile vurmazlardı. Bu uygulama ve gidişat, Osman'ın hilafetinin ikinci yarısından itibaren başlamıştı.

"Şer'i hadleri uygulamıyorlar" cümlesinin anlamı hiç kimse hakkında hadlerin uygulanmaması değildir. Zira Yezid'in hilafeti döneminde de el kesiyorlardı, zina edenleri recm ediyorlardı, silahlı hırsızlık yapanların boynunu vuruyorlardı; suçluları çeşitli cezalara çarptırıyorlardı; ama, bütün hesaplar, yöneticilerin menfaatleri ekseninde dönüyordu. Müslümanların beytülmalı ve halkın yararına, Müslümanların menfaatine harcanması gereken mal varlıklarını kendi şahsi menfaatleri için kullanıyorlardı. Eğer Seyyid-üş Şüheda'nın kıyamı üzerinde dikkatle düşünülürse, kıyamın sırrının bu sapmalarda yattığı görülür. Yönetimin önemli sapmalarından biri de, o dönemde halka ait amme gelirleri, halkın ihtiyaçlarını gidermek için ve halkın saadeti yolunda harcayacakları yerde kendilerine ayırmış olmalarıdır.

Haramları helal, helalleri haram sayıyorlardı. İmam Hüseyin, bunları anlattıktan sonra

"Durum böyle ve Peygamber bu şekilde buyurmuşsa, bu durumu değiştirmek için, Fatıma'nın oğlu, masumiyet ayetinin ehli ve Emir-ül-Mümin'in talebesi ve oğlu olan benden daha iyi kim var ki, ümmetin çöküşüne sebep olacak tüm unsurların var olduğu ve zulümlerin işlediği bu duruma son versin ?. Hüseyin'den başka kıyam edecek kim var sahi?"

İbn-i Abbas onun gibi değil, Muhammed bin Hanefi onun gibi değil; mert sahabelerdendir, ama o, Hüseyin'in yapacağını yapamaz... Hani bin Urve, Müslim bin Akil, kardeşi Abbas b. Ali... bunlar bu kıyam yolunda canla başla çalışacak kimselerdir ama bu mukaddes kıyamın odak noktası ve ekseni olamazlardı. Bu kıyamın odak noktasını oluşturacak yegane güç ancak ve ancak Hüseyin bin Ali'nin şahsiyetinde toplanmaktaydı.

Aşura günü İmam Hüseyin kendisini öldüreceklerini, arzuladığı hedef ve maksada ulaşacağını görüyordu; yapması gerekeni yapmış olmanın gönül rahatlığıyla o gün bir kaç konuşma yaptılar. Bunların her biri, birer edebiyat şaheseredir. Burada  İlginç olan nokta, konuşmacının konuşmasından hemen sonra saldırıya uğrayacağını, hem de tam 30 bin kılıcın kendisine çevrileceğini bilmesidir. Susuz....Ağzını ıslatacak bir damla su bulamayan bir hatip ... kadın ve çocukları birkaç saat sonra acımaz düşmana esir olacak bir hatip...Susamış bir hatip, 30 bin kişilik düşman ordusuna karşı korkusuz bir konuşmacı, biraz sonra kendi bedenini ayakları altında ezecek atlara gözünü kırpmadan bakabilen bir hatip... Evet böyle bir hatip, tam bir soğukkanlılıkla konuşan, düşmanı azdıkça feryadı daha güçlü yükselen bir hatip. Tarihin hangi döneminde kolu kanadı böylesine kırılmış olmasına rağmen, söz konusu manzaradan etkilenmeyen ikinci bir hatip görülmüştür. Konuşmasının bir yerinde şöyle diyor:

"Ey topluluk helak olasınız. Kahrolasılar beni öldürmek için, kendilerinin bedbahtlığı için buraya toplanmışlar!... Siz bir ay önce Irak'ın Kufe şehrinde, "Yezid b. Muaviye'yi halife olarak kabul etmiyoruz" diye feryat eden dönekler değil misiniz? Biz gelip size olumlu cevap verdik; peki siz ne yaptınız buna karşılık, Hüseyin bin Ali'yi hangi cüretle öldürdüğünüzü ve İslam'ın fedakar samimi askerlerini hangi kılıçlarla nasıl paramparça etmekte olduğunuzu biliyor musunuz? Peygamberin elinize verdiği kılıçlarla. Bizim kendi düşmanlarımız ve sizin düşmanlarınıza karşı yaktığımız ateşi, siz bizi yakmak ve ortadan kaldırmak için kullanmaktasınız."

Hz. Hüseyin, bununla şöyle demek istemektedir: Bugün halifeniz olan Yezid dostunuz değil, düşmanınızdır. Dost ile düşmanını ayırt edemeyen sizler; dostlarınıza rağmen düşmanınızla birlikte olmuşsunuz.

Aşura gününün bu korkusuz hatibi, o gaddar düşmana karşı böyle haykırıyordu, ancak, az sayıdaki ashab ve yaranından başka onun sözlerine kulak asacak kimse yoktu... Yaranları ve ashabının çoğu zaten Aşura gününün sabah vakti gerçekleşen vahşi saldırıda şehit olmuşlardı. Kalanların  yaralı bedenleri kanlar içindeydi. Durum böyleyken o büyük insan yine de düşmanlarının karşısında şöyle buyuruyordu:

"Ey Kufe halkı! Ben meseleyi iyice ölçüp biçmişim, hadisenin ne olduğunu iyi biliyorum. Bu babası belli olmayan adam, beni iki yol ağzında bıraktı. Çaresiz bu iki yoldan birisini seçmek mecburiyetindeyim, ya kılıçların kınından çekilip savaşın başlamasını isteyecek, veya zillete ve zulme boyun eğeceğim..."

İmam'ın bu cümleyle maksadı sadece bir kişinin zulme boyun eğmesi değildir. İmam Hüseyin (a.s)'ın söylemek istediği, bu gidişle İslam ümmeti için zillet, yenilgi ve kötülüğe boyun eğme yolunun açılmasıdır. Allah'ın aziz kıldığı ve Peygamber'in temelini üstünlük ve şeref üzerine kurduğu ümmettir bu. Bu aziz ve şerefli ümmet, Hüseyin bin Ali'nin eliyle ve onun gözleri önünde zillete boyun eğmemeli, sapıklığa uğramamalıdır.  Bu nedenle o, şöyle buyurmaktadır:

"Zillete eğilene yazıklar olsun, şunu biliniz ki ben kararımı verdim, savaş yolunu seçtim. Çünkü biz zillete boyun eğenlerden değiliz. İslam ümmeti zulme ve fesada boyun eğmekten uzaktır. Allah Teala bu ümmeti aziz kıldı. İslam ümmetinin önünde Zillet ve sapıklık kapısını açmamıza Allah, Peygamber ve müminler razı değildir. Benimle birlikte olanlar ve etrafımdaki bu gençler de İslam ümmetinin eğri yola sapmasına boyun eğmezler, bunlar öldürülmek ve şehit olmak yerine zillete boyun eğme yolunu seçecek kimseler değillerdir."

Ali bin Hüseyin (Ali Ekber) Aşura günü düşmana karşı meydan okuduğu zaman babasının şu sözlerini tekrarlıyordu: 

Hüseyin'in oğlu Aliyim size öyle bir darbe indireceğim ki, görülmemiş!

Haşimi Arap yiğidinin vuruşuyla;

Biz Ehl-i Beyt, Peygamber'e daha evlayız

Velayeti savunmak için kılıçla vuracağım size;

Babası  belirsizler hükmedemez vallahi bize!"

İmam Hüseyin, Aşura günü yaptığı konuşmanın yanı sıra bazı şiirler de okudu. Bu da, Hüseynin daha önce anlattığımız sebepler doğrultusunda mukaddes kıyam ve hareketi başlattığını, bütün merhalelerde kendi zaferine kesin inandığını ve bu hareketin sonuçsuz kalmayacağına güvenmenin gönül rahatlığı içinde olduğunu göstermektedir.

Seyyid-üş Şüheda (a.s) hutbelerinden birinde Peygamber'in büyük sahabelerinden Ferve bin Muradi'nin çok anlamlı ve ilginç şiirlerini düşman karşısında okudu ve bu mukaddes kıyamın sonucunun her halükarda zafer olduğunu  güvenle açıkladı.

"Ey halk! Eğer bu gün sizi yenilgiye uğratırsak bu, bizim şanımızdır. Sürekli düşmanlara galip gelmişiz biz... Eğer biz yenilir, öldürülür ve zahirde siz bize galip gelirseniz; yine de biz bozguna uğramış değiliz ve yenilgiye uğramamışızdır. Öldürsek zafer bizimdir, öldürülürsek zafer yine bizimdir!"

"Bizler korkak değiliz ve dünya cesurlarının efendisiyiz.           

"Eğer öldürülürsek, korkak bir halk olduğumuzdan değil, bilakis ecelimiz geldiğinden dolayı ve şehadet ve fedakarlığın zamanı gelip çattığı içindir."

"Eğer dünyadaki krallar kalıcı olsalar biz de mülk ve melekutun padişahı olarak elbet kalıcı olurduk."

"Eğer dünyalılar bu dünyada kalıcı olsalardı yiğitlik ve cesurluğumuzdan dolayı ebediyet yolu herkesten ziyade bize açık olurdu."

Hüseyin bin Ali'nin bu sözleri gerçekten her halükarda kıyamının doğuracağı neticeye olan güvenini göstermektedir.

Hz. Hüseyin'in kıyamı, İslami kıyamların tümünün merkezi durumdadır. Kendisinden önceki kıyamlar onun kıyamıyla doğrulandı. Ondan sonra meydana gelen kıyamlar ise ondan ilham almışlardadır. Burada, İmam Hüseyin'in kıyam sebepleri çevresinde konuştuğumuz için İmam Hüseyin'in hedefi doğrultusunda İslam tarihinde kıyam ve hareketlerin sürekli varola geldiğini belirtmemiz gerekir. Müslümanlar bu kıyamları tanımaya çalışmalıdır.

Kısacası İslam ve dünya Müslümanları, Hz. Hüseyin'in bu mukaddes kıyamı gölgesinde canlı kalabilmişlerdir.

Bu muhteşem kıyam karşısında söylenebilecek tek söz şudur: Keşke biz de sizinle birlikte olsaydık da, o büyük feyze erişseydik.

 

Dr. Muhammed İbrahim Ayeti



[1] - Al-i İmran 169-171

Bu yazı 455 defa okunmuştur...
 

Yorumlar

Toplam 0 Yorum Yapılmış

Henüz Yorum Yapılmamış

Kategorideki Diğer Haberler

05/03/2010 - 12:33 Şehid Kızı Zehran'nın İbretlik Öyküsü

26/12/2009 - 09:47 Şehitlerin baş tacı, imam Hüseyin (a.s)

26/12/2009 - 08:29 Aşura Ziyareti

08/02/2009 - 22:25 İmam Hüseyin’in kırkı (erbain)

06/01/2009 - 12:48 Şehitler efendisi imam Hüseyn'in (as) şehadeti (2)

05/01/2009 - 20:26 Şehitler efendisi imam Hüseyn'in (as) şehadeti (1)

05/01/2009 - 01:29 Hüseyni Kıyamın Sebepleri

01/01/2009 - 21:42 Kerbela Hadisesinin Siyah ve Beyaz Sayfaları

31/12/2008 - 14:11 Hüseyni kıyamın ahlaki boyutları

31/12/2008 - 12:21 Altı Aylık Şehit

31/12/2008 - 12:13 Alemdar

31/12/2008 - 12:05 Kardeş Yadigarı

18/01/2008 - 22:06 Hz Zeyneb'ib Küfe'deki hitabesi

10/02/2007 - 20:43 Ehl-i Sünnet Aliminin İmam ve İnkılap'la ilgili yaptığı konuşma

04/02/2007 - 20:02 Kerbela'da kadınların konumu

31/01/2007 - 02:14 İmam Hüseyin şehid olacağını biliyordu

31/01/2007 - 01:54 Yezidi hakimiyetin tehlikeleri

31/01/2007 - 01:41 İmam (a.s) ın Yezid'e biat etmeme sebebi

30/01/2007 - 22:28 İmam Hüseyn'in yaranları

30/01/2007 - 22:05 Küfelilerin İhaneti

29/01/2007 - 16:36 Kerbela'dan gelen mektup

24/01/2007 - 23:45 Niçin İmam Hüseyin tam  haccını yarıda keserek Mekke’den ayrıldı?

24/01/2007 - 23:30 İmam Hüseyin  niçin ilk olarak Mekke’ye gitmeyi tercih etti?

24/01/2007 - 01:28 İmam Hüseyn (a.s) kıyamını niçin Medine'de başlatmadı?

24/01/2007 - 01:14 Niçin İmam Hüseyin (a.s)ın Muaviye döneminde kıyam etmedi?
 
Arama Seçenekleri

Foto Gündem
Cami bombalama haberinin detayları/FOTO
CIA Tarafından Kaçırılan Amiri Yaşadıklarını Anlattı/FOTO
Gazze'de 117 öğrenci Kur'an'ı bir ayda ezberledi/FOTO
İran'dan ilk insan görünümlü robot/FOTO
Hz. Ali’nin dünyaya gelmesi için Kabe’nin yarılması ebedi mucizedir/FOTO
Şehidlerimiz İçin Coşkulu Anma Gecesi (Foto-Video)
GAZZE ŞEHİDLERİYLE ULUSLAR ARASI DAYANIŞMA
Mavi Marmara şehitlerine ithaf - Klip
Mavi Marmara’dan kaçırılan son görüntüler(VİDEO)
Sadece Türkiye ve Brezilya reddetti(VİDEO)

Diğer Haberler

Seçme Yazılar
Terazinin bir kefesine Fadlallah’ı koyalım…
10/07/2010 - 12:10
Mehmet Göktaş
Furkan TORLAK
Ahmet Varol
İbrahim Karagül
Hakan Albayrak
Abdurrahman Dilipak
Fehmi Koru
Ali Bulaç
Arzu Erdoğral
Üye Girişi

Kullanıcı Adı

 
Şifre  

Yeni Üyelik 
Şifre Hatırlatma Servisi

 
Son Eklenen Resimler

Gadiri Hum (özel)

Dünyadan Kurban Bayramı Manzaraları

Tebessüm

Manzaralar 2

Şelaleler

Gün Batımı 2

Renkli Dünya

Rahmet Taneleri

Hayal Gücü

Muhtaç Eller

HD fotoğraflar

Tabiatın Güzellikleri

 
Canlı Tv İzle
Türkçe Kanallar
Ülke Tv

Tv5
Hilal Tv
Samanyolu Haber
Yumurcak Tv
Kudüs Tv
Arapca Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsca Kanallar

İrib1

İrib2

İrib3

İrib4

İrib5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Boykot

En Çok İzlenenler

İmam Ali_1(yeni)

şeyda 1

şeyda 2

Kuran Şehidim Abbas (türkçe altyazı)

Civciv-1

Tevessül Duası

İMAM ALİ - 01

Selam olsun (türkçe)

Civciv-2