1- Eşinizi olan sevginizi açığa vurun.
Erkek çocuklar, ilerideki evlilik hayatlarında babalarını örnek alarak eşlerine karşı olan tutumlarına şekil veriyorlar, diğer bir değimle, oğlunuzun mutlu bir evlilik hayatına sahip olduğunu görmek istiyorsanız, eşinize karşı olan sevginizi açığa vurun ve çocukların da bu sevgiyi görmesine izin verin. Eşinizle herhangi bir sorun yaşadığınızda ise, iki yetişkin insanın sorunlarını nasıl çözdüğünü, göstererek çocuklarınıza öğretin. Bir çocuğun yaşayabileceği en iyi ortam, babasının annesini sevdiği ortamdır.
2- Erkek olun.
Çocuğunuza sevgi gösteriyorsunuz ama her gün eşinize kızıyor bağırıyorsunuz; bu ikilemi gören çocuğunuz, sizin sevginize inanmayacaktır.
Çocuğunuza söz veriyor ama yerine getirmiyorsunuz; bunu gören çocuğunuz sizin hiçbir şeyinize inanmayacaktır.
Dışarıda başka bir insan, evde ise başka bir insan oluyorsunuz; bunu gören çocuğunuz sizinle olmaktan mutlu olmayacaktır.
Kendiniz olun ve sorunlarınızı bir yetişkin erkek gibi çözmeğe çalışın, verdiğiniz sözleri ne pahasına olursa olsun yerine getirin ve her yerde saygılı, kibar, mükemmel bir erkek olmaya çalışın.
3- Çocuğunuza vakit ayırın.
Bizim ne dediğimiz önemli değil, çocuklarımız, bizim sadece önemsediğimiz şeylere veya kişilere vakit ayırdığımızı biliyorlar. İş düzeninizin nasıl olduğu önemli değil, bir baba olarak işlerinizi, çocuğunuza vakit ayırabilecek şekilde ayarlamak zorundasınız.
Çocuklarınızın neye ilgi duyduğuna bakın ve onlara vakit ayırın; oğlunuz, birlikte futbol oynamanızı isteyebilir, kızınız ise birlikte çıkıp gezmeyi isteyebilir; bunları dikkate alın.
4- Çocuklarımızın kendilerini sevmelerini sağlayalım.
Çocuklarınız, sizin onlara verdiğiniz değeri görebiliyorlar; onların kendilerini değerli hissetmelerini sağlayın.
Bir annenin çocuklarıyla olan diyalogu, bir babanın diyaloguyla çok farklıdır. Bir çocuk, annesinden gördüğü olumlu veya olumsuz tepkiden fazla etkilenmeyebilir ama babanın verdiği olumlu veya olumsuz tepki, oldukça etkilidir ve çok yapıcı olabildiği gibi, çok yıkıcı da olabilir.
Çocuğunuzu, çizdiği güzel bir resimden ötürü veya sınavdaki başarısından ötürü kutladığınızda aslında ona yeni bir güç, yeni bir hayat veriyorsunuz ve bu şekilde ilerlemesini sağlıyorsunuz.
Çocuklarınızın geleceğinde derin olumsuz izler bırakmak istemiyorsanız kesinlikle onları aşağılayıcı kelimelerle seslemeyin veya kişiliklerini aşağılayacak herhangi bir harekette ulunmayın.
5- Bir aile babası olduğunuzu unutmayın.
Sıkı bir ailede olmak, çocukların kendilerini güvende hissetmesini sağlayacaktır. En azından bir öğün yemeğinizi mutlaka birlikte yemeğe çalışın. En azından akşamın bir bölümünü hep birlikte aynı ortamda geçirmeğe çalışın; televizyonun karşısına geçip o ekrana bakarak değil, birbirinizin yüzüne bakarak ve konuşarak. Erkekler genellikle öğüt vermeği çok severler ama iş çocukları dinlemeğe gelince çok pasif davranıyorlar. Aslında bu o kadar da zor değildir; sadece biraz dinleme alıştırması yapmalısınız.
6- Görevlerinizi bilin.
Bir baba olarak en büyük sorumluluğunuz, iyi bir insanı topluma kazandırmaktır. Biliyorum, hayat şartlarının sırtınıza yüklediği sorunlar, bu sorumluluğunuzu fazla dikkate almamanıza yol açıyor ama bu sorumluluğu görmezden gelerek kendinizi kandırmaktansa düzenli bir hayat programı yaparak işinize de çocuklarınıza da vakit ayırabilirsiniz.
7- Eleştirilmeğe açık olun ve yanlışlarınızı kabul edin.
Bir defasında kızımla tartıştığım bir konuda yüzde yüz haklı olduğumu sanıyordum ama bir süre sonra aslında kızımın haklı olduğunu fark ettim ve kızımın yanına giderek şöyle dedim: Güzel kızım, geçen gün tartıştığımız konuda haksız olduğumu anladım, lütfen beni affet.
Yanlış bir iş yaptığımızda veya yanlış bir düşünceye kapıldığımızda insanların bize zayıf bir insan gözüyle bakmasından korkuyoruz ama çocuklarımızın bize ihtiyacı olduğunu unutmamalıyız. Onlar, bize güvenebilmelidirler, bunun için de yaptığımız yanlışlıkların arkasında olduğumuzu hissetmelidirler.
8- Cezalandırırken ne yaptığınızın farkında olun.
Çocuğunuzu cezalandırmanız gerekiyorsa onu cezalandırın ama bunu sadece kendi sinirinizi yatıştırmak için yapmayın. Biraz kendinize zaman tanıyın ve sakinleştikten sonra ceza konusunda karar verin.
Çocuğunuz, cezalandırmak ve sevginin karşıt iki zıt kutup olmadığını anlamalıdır bunun için de hangi yanlış işi yaptığını ve neden cezalandırıldığını, cezasının ne olduğunu ve bu ceza nedeniyle sizin ona karşı sevginizin azalmadığını bilmelidir.
Çocuk terbiyesi, cezalandırmaktan ibaret değildir. Verdiğiniz ceza ikinize de biraz acı verebilir ama ceza, bazen çocuğunuzun gelişimi için bir aşı gibi gerekli olabilir.
Çocuklarınıza ceza verdiğinizde dikkat etmeniz gereken en önemli konu ise, çocuğunuzun neden ceza aldığının farkında olmasıdır; belki biraz rahatsız olabilir ama hayatını olumsuz etkileyecek kötü bir alışkanlıktan da kurtulmuş olacaktır.
9- “Ektiğini biçersin” kuralıyla tanışmasına müsaade edin.
Oğlum için çok şık bir spor şapka aldım ve her yerde kullanmaması gerektiğini söyledim ama o dediğimi dikkate almadı ve sonunda da birisi izinsiz onun şapkasını alıp gitti; kimin aldığını biliyordum ama gidip geri almadım. Oğlumun bununla yüzleşmesini istedim.
Bazen bir kenarda durup çocuklarımızın hatalarına müdahale etmeden onların bu hatalarla yüzleşmesini beklememiz gerekebilir.
10- Sevginizi göstermekten çekinmeyin.
Sevgi dolu sözcükler dile getirmek ve bu duyguları dışa vurmak çok önemlidir. Araştırmalar, sevgi görmeyen çocukların bu boşluğu doldurmak için saldırganlaşabildiğini gösteriyor. Çocuğunuza “seni seviyorum” demediğiniz bir gün olmamalıdır; bu gün çocuğunuzu gördüğünüz son gün olabilir, neden ona olan sevginizi açıkça kendisine göstermiyorsunuz.
Daha sonra geçmiş günlere bakıp da üzülmemek için çocuklarımıza çok vakit ayırarak Yüce Allahın bize verdiği babalık görevini en iyi şekilde yerine getirmeğe çalışıyoruz.
Yüce Allah, eğitendir ve eğitenlerin yanındadır.
Çeviri/Zehranet.